DİN\LEMELER

Herkes başladı.
Tek tek çağrılmaya.
Herkeste bir hassasiyet, herkeste bir bilinmezlik… Acaba sıra bana da gelecek mi diye?
Siz deyin 5 yıl öncesi, ben diyeyim 15 yıl öncesinin sesleri…
Savcı çağırıyor,
Dinlenenlere dinletiyor.
Dinlenen, evet benim diyor.
-  Kim dinletmiş.
Savcılığı sessizlikle harmanlanmış bir bilinmezlik sarıyor.
-  Ee nerden çıktı bu kaset,
-  Hanefi Avcı’nın evinden…
-  Şikâyetçi misiniz?
-  Şikâyetçiyiz tabi ki efendim.
-  Peki kimden?
Kimden olduğu belli değil, kasetler Avcı’nın evinden…
Son zamanlar tanık olduğumuz diyaloglar. Her çağrılan çıkışta –şikâyetçi oldunuz mu?- sorusuyla karşılaşıyor. Ee doğal olarak o durumdaki bir insan şikâyetçi olur tabi ki.
Geçenlerde okudum, Avcı bulunduğu cezaevinden faks çekiyor ve ben dinletmedim diyor. Eğer öyleyse karşımıza cevaplanmasını beklediğimiz, siz deyin bir, ben deyiyim beş demet soru çıkar. İşte onlardan bazıları;
Dinletmediyse, o zaman o kasetler sizin evde ne arıyor? Yoksa pul koleksiyonu yapar gibi kaset koleksiyonu mu yapıyorsunuz?
Gerçekten o kasetler sizin evden mi çıktı, yoksa çıkar gibi yaptı da girdi mi?
Siz dinletmediyseniz kim dinletti( Buradaki cevap genel olarak herkesin bildiği cemaat olmamalı, somut isim veya isimler verilmeli)?
Kasetler sizde bunca yıl ne amaçla duruyordu?
Gelelim dinlettiyse ye;  Dinlenecek kişilere kim ya da kimler karar verdi?
Hangi amaçla, hangi çıkarlar uğruna dinlendiler?
Dinlenen kişilerden bazılarına zamanında baskılar yapıldı mı?
Vs. gibi örneklerini çoğaltabileceğimiz hatta yaz yaz bitirilmeyecek türden sorular insanın kafasını kurcalıyor.
Acaba olaya farklı bir bakış açısıyla baktığımızda da cemaatin istediği de bu muydu? Yani Avcı planının üçüncü aşaması(birinci aşaması tutuklanması, ikincisi özel hayatıyla itibarsızlaştırma) dinlemeleri ortaya çıkarıp (genelde her kesimden ancak bunların çoğunun medyadan olması) Avcı’yı medyanın tanınmış itibar sahibi kişileriyle karşı karşıya getirip medyaya Avcı’ya karşı cephe aldırmak olabilir mi? Çünkü itibarsızlaştırma olayı malumunuz tutmadı.
Sorularla, sorgularla, çelişki ve kuşku ile harmanlanmış düşünceler yumağı sarıyor sokakta yürüyen insanı. Acaba bizde dinleniyor muyuz paranoyası kol geziyor. Herkes temkinli, kısa ve öz konuşuyor telefonla. Günün birinde belli mi olur adını unuttuğumuz bir dostun sesini bize de dinletiverirlerse ne yaparız şaşkınlıktan,
-Kim dinletmiş.
Savcı: Bilmiyoruz ama kasetler Hanefi Avcı’nın evinden.
-Şikâyetçi misiniz?
-Tabi, tabi.


Akın Dursun


Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.