MADENCİ

Onlar güneşe hasret…
Karanlığın koynunda toplu iğne başı kadar aydınlığa susamış madencilerdi. Evet, onlar için(Şilili madenciler) aydınlık görüldü. Dünya onların kurtuluş öykülerine tanık oldu. Kimi kader, kimi şans, kimisi azimle birleşen insana saygının gereği, kimiyse teknoloji koydu kurtuluşlarının adını. Doğal olarak kurtuluş öyküleri ders niteliğindeydi diğer ülkelere ve herkes durup düşündü. En çokta ülkemin madenci aileleri düşündü… izledi… o anı iliklerine kadar yaşadı. Sonra herkes “niye bizim ülkemizde de böyle olmuyor” dedi, öyle kulaktan kulağa değil ha bilindik ses tonlarıyla.
Böylesi durumlarda klasik tavırlar sergilemek bizim anatomik yapımız gereği normal. Çünkü bizim kurtarma gibi vs. çalışmalarına ayırdığımız bütçemiz yok. Bizde iyi düşün iyi gelsin başına geleneği hüküm sürer. Aman ağzından yel alsınlar, dualar niyazlar korur bizim madencilerimizi. O yüzdendir 5 aydır madenci ailelerinin acılarının dinmeyişinin sebebi ve o kulaklarımı örseleyen cümle “bari mezarları olsa…” diye fotoğraflara sarılışları…
Bu bir duygu sömürüsü değil, ülkemin gerçeğidir. Madencinin gündüzü maden ocağından çıktığı saattir. Her gece karanlık olmayabilir, madenci yer altı sessizliğinden yeryüzüne süzülürken… Karısı “akşam eve dönüp dönmeyeceğini bilerek uğurluyorum” diyordu bir haberde, kocasını sabah işe gönderirken. Madenci ailesi olmak, madencilikten de zor iştir ülkemin yeraltı zenginlikleri madencilerin avuçlarında değer kazanırken. Ve öyle de oldu. Bir sabah uğurladı, o değeri veren eller 5 aydır hala bulunamadı.

Bir ülke gerçeği ve Şili…
Mucizevi bir kurtuluşun öyküsü sararken dünyayı,
ülkemin madenci evlerine kondu hüzünbaz kuşları…

Akın Dursun

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.