ŞOV ZAMANLARI

Davos’ta “One Minute”  dedi, Ortadoğu’da bir kahraman gibi karşılandı.
Aydın’da rahmetli Adnan Menderes rüzgârıyla yol alıp halkı coşturdu.
Nazım’ı Türk Vatandaşlığına alınca da…
Şiir okumasından dolayı içeriye düştüğü günleri de yâd ederken hiç şov yapmadı.

Ahmet Kaya’dan Erdal Eren’e herkesi kürsüden öyle bir anlattı ki sanırsınız bin yıllık solcu.
12 Eylül idamlarını anarken çok ağlayıp sözcükleri boğazına düğümlendiğinde bile hiç şova yeltenmedi.

Çiftçiye gelince “gözlerini toprak doyurdu” kendi ve çevresi doymak* bilmedi.
Kaç günlerdir Tekel işçileri Ankara sokaklarına çadır kent kurarlarken görünmez oldular,
ne hikmetse referandumda benim işçim, benim çiftçim, benim emekçim oluverdiler.
Ve bütün bunlar olurken kendileri bir kere bile şov yapmayı akıllarının uçlarından geçirmediler de  
HSYK üyeleri istifa edince dört dörtlük şov yaptılar.
Ee! Çok da ayıp ettiler.
Birinin elli üç, bir ikisinin üç beş günü kalmış üyeliklerinin bitmesine ondan böyle yapmışlar.
Çok çok ayıp geç bile kaldılar.
Şunun şurasında ne kalmış ki acık daha sıksaydınız dişlerinizi, baskılara boyun eğmek yakıştı mı size
Ayıp çok ayıp,
bu şov da hangi sorunun cevabı şimdi?

A.Dursun                                                                                      



*Kaynak: Tuncay Mollaveisoğlu “GÖRÜNMEZ HOLDİNG” kitabı

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.