TÜRBAN GÜNCESİ

Maraton yine başladı.
Hangisi dediğinizi duyar gibiyim.
Hangisi mi? Tabi ki türban!
AKP’nin CHP’ye iyi niyet sınavından geçireceğini tutun da, CHP içindeki türban çatlağına, tartışma programlarında ateşli söyleşilere, söylemlerden… YÖK’ün yayınladığı ve aldığı kararlara kadar konuyla ilgili gelişmeler başlıyor… Başladı…
Daha bitmedi durun!
Üniversiteler kaç parçaya bölündü sayamadım. Kimisi, sorun yok biz giriyoruz’larda…
Kimisi, kapıdan girince sorun olmazsa kampüste de olmaz’larda…
Kimisi, kapıdan açık geçiyoruz, kampüste kapanıyoruz’larda…
Kimisi, derste hocalarımız bir şey demezse türbanla giriyoruz’larda…
Kimisi, girersek tutanak tutuyorlar, fotoğraf çekiyor’larda, ki bu kimisiler içerisinde bana göre en önemlisi. Çünkü asıl tutanak tutulan öğrenciler mi fişleniyor, yoksa tutanağı tutan öğretim üyelerini mi fişliyorlar? Acaba hangi üniversitede, hangi bölümlerde, hangi hocalar buna karşı ya da değil diye istatistiki veriler toparlanıp da günü gelince atama adı altında kimine sürgün kimine terfi planları mı yapılıyor?
         Gerçekçi olmak gerek, yıllardır Türkiye’nin önünü tıkayan, birilerine rant kapısı olan, durup durup seçim zamanları hortlayan bu türban olayı nedense çözümsüzlüğe itiliyor. Her kesimin haklı tarafları ve öngörüleri var. Saygıyla karşılayıp dinlemek gerek lakin kırmızı halıda yürüyen First Lady’miz ile üniversite yolunda yürüyen Ayşe’nin, Fatma’nın farkı ne? Bu ayrıcalık niye? Onlarında bu özgürlüğü istemeleri kadar doğal ne olabilir bu hayatta.
 Üniversite çağına gelmiş her birey düşünsel özgürlüğünü de aynı zamanda kazanmış sayılıyor(o yüzdendir yaka paça atılmaları, uzaklaştırılmaları vs.). Ayrıca kanunlarımız da onları çocuk sıfatıyla addetmiyor. Şimdi bu arkadaşlardan bazıları inançları gereği tamamen özgür iradeleriyle örtünmek istiyorlarsa örtünebilirler. Ancak sade vatandaş olarak da vahim bulduğum, şaşkınlıkla karşıladığım düşüncelerde yok değil. Örneğin son iki gündür ilköğretim çağında birkaç kız öğrencinin okula türbanla girmek istemeleri gibi. Düşünmeden edemiyorum bunca zaman böyle bir şey yoktu da şimdi niye oldu diye? Tamam! Bir özgürlük sağlanacaksa bu tepeden tırnağa yayılmalı. Ancak her özgürlüğün kanunlar çerçevesinde bir sınırı olduğu gibi bunun da sınırından olmasına yanayım. Daha kendi kararlarını alamayan, etrafından gördükleriyle kendine şekil verip adeta kopyala yapıştır mantığıyla bu yaştaki çocukların bu şekilde ilkokula gönderilmesi bende art niyetten başka hiçbir çağrışım yapmıyor. Ayrıca şunu da hala anlamış değilim. Ne zaman türban konusu geçse Anadolu kadınları ağızlara pelesenk olur. Onların örtündükleri, örtüş biçimleri vs. gibi. Hâlbuki bir kişinin inançları gereği örtünmesi, örtünüş biçimi ve niyeti farklıdır. Anadolu’da örtünen kadınlarımızın öteden beri gelen geleneği sürdürüş şekli, düşüncesi, görgüsü farklıdır.  Yani sapla samanı harmanlamakta üstümüze yok.

Aslına bakarsanız bizim türbanla ilgili bir sorunumuz da yok.
Türbanın neyi örtüp örtmediğiyle ilgili de bir kaygımız yok.
Asıl sorunumuz ve kaygımız ileri demokrasi ve özgürlükler adı altında söylenen sözlerin temelinde yatan samimiyetten çok uzaklardaki konuşmalar (çok önceleri şeriata dair, laiklik karşıtı yapılan söylemler).     
Sonuçta türbana karşı mıyız?
Hayır *  
Ancak türbanı araç olarak kullanıp ileri demokrasi** düşüncelerinin uygulanmasına karşıyız.
Sonuç olarak türban görüşmeleri başladı başlıyor derken bitti gibi bir şey oldu. Yani türban, seçim mitinglerinde TOP 10 sıralamasında zirveye doğru yine yeniden her zamanki gibi tırmandırıldı.  



*İlköğretim çağına inerse şüphesiz evet
** Yargının siyasallaşmasından tutun da iktidarın kendi zenginlerini yaratmasına kadar geniş bir perspektif kastedilmektedir.


Akın Dursun

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.