Yelpazedeki Farklı Renklerin Cümbüşü

Her Salı olduğu gibi bu Salı da gruplar toplandı.
Başkanlar kürsüde konuştu…
Eee... Gündem tabi ki Süheyl Batum’um o malum sözleri…  
Kaplanlı… Kartonlu… Kâğıtlı…
Ne oldu birden iktidara dedim kendi kendime…  Tepeden tırnağa ordu sempatizanı oluverdiler. Oysa hafızam beni yanıltmazdı. Hani bazen şaka yaptığı oluyordu ama bu öyle bi şey de değildi. Yani balık hafızasından birazcık hallice olan hafızamın önünden film şeridi gibi sahneler aktı. Ve ilki;
“Ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok”.(12.5.1994 Hürriyet)
Ardından ikincisi, Sayın Erdoğan’ın Avustralya'da katıldığı bir programda “ Sayın Öcalan düşüncelerinin değil aldığı kellerin hesabını verecek…”  cümlesi.
Evet, bu iki cümleyi nasıl da silivermişiz hafızalarımızdan…
Sonra Ergenekon kastedilerek, Sayın Arınç’ın cümlesi aldı sahneyi İyi ki bu orduyla savaşa girmemişiz, Allah korumuş"
Ve sonuncusu…
80’lerin milliyetçisi…
O bir öğretim görevlisi…
Ve şimdilerin Zaman Gazetesi köşe yazarı, Mümtaz'er Türköne -Albay Dursun Çiçek intihara zorlanıyor-  adlı köşe yazısında “…Daha ötesi, bir tek subayın terfi alamadığı için kâğıttan kaplan gibi yere serebileceği bir orduyla, bu kadar çaresiz bir ordu ile ülke savunulur mu? (15.07.2010) diyor ve yorumu size bırakıyorum.
Bütün bu süreçlerde, siyasetin “söyle-dua et- unut’lu” yollarında birçok asker intihara etti. Kimileriyse teşebbüs… Kimileri de Silivri’de tutulurken,
Kozmik odalar alt üst edilirken,
Anayasal hakkımızı kullanıyoruz denilip Genel Kurmay Başkanı ve diğer ordu komutanı atamaları çıkmaza sokulurken, ordu yıpratılmadı da üzerinden siyaset yapılmadı da şimdi mi yapıldı.
Hem nasıl bir laftır bu”… senin her yerin Anayasa hukukçusu olsa ne yazar''  ve nasıl bir alkıştır…  Yani bu tarz bir söylemden bu kadar mı haz alıyorsunuz?
Bu kadar mı mutlu ediyor sizi…
***
Salı… Yine olağanca şiddetiyle sallandı…
Kafam değil!  
Bugünkü siyaset karıştı…
Herkes ordu üzerinden siyaseti eleştirdi.  Eleştirilirken ordu yine siyasete karıştırıldı…
Ayrıca da söylemeden edemeyeceğim bir konu ise, Sayın Kılıçdaroğlu, “orduyu ancak CHP Genel Başkanı eleştirebilir” demesi olayıdır. Oysa daha çok demokrasi diyorsak eğer, orduyu eleştirmek de kimsenin tekelinde olmamalıdır. Ne yani şimdi, ordu hakkında konuşmak için CHP Genel Başkanı mı olmak lazım? Madem parti olarak böyle bir hassasiyetiniz var. Hiç mi kurmaylarınızla toplantı yapmıyorsunuz. AKP gibi siz de kritik zamanlarda konuşma, TV’ye çıkma vs. yasaklar getirin olsun bitsin. Yani siyasetin “sus- konuşma- gidersin” diktası…
Ve son üçleme CHP-AKP- MHP Türk siyaset yelpazesinde farklı renklerde de olsalar bugünkü söylemleri hep ordunun siyasete karıştırılmaması yönündeydi. Ancak ufacık bir ayrıntı vardı. O da,
MHP için: Sayın Alparslan Türkeş’in,
CHP içinse: Bir tek partinin değil güzel yurdumuzun da kurucusu M. Kemal Atatürk’ün, asker kökenli olması…
Ve AKP’nin askere bakış açısı.



Kaynak, Alıntı:  www. odatv.com
www. zaman.com.tr


NOT: Foto çeşitli internet sitelrinden alınmıştır.

 

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.