TAK TAK TAKUNYA – Bir Demokratikleşme Hikâyesi-

Ne oldu?
Dördü bi yerde emekli…
Kuvvet komutanlarının kuvvetleri tüketilince, son çare emeklilikti, üstelikte manidar bir veda mesajıyla…
Aslında o mesajı okuyabilen akıllar, izolasyonlu odalardan dışarıya sızmayan bir kriz olduğunun farkına varmış olmalılardı.
Evet, çoğunluk söylemleri şu şekilde;
“Demokratikleşiyoruz (Son sekiz yıldır olamadık ya şimdi başlıyoruz)…”
“Asıl olması gereken bunlarıdır (Belki de olmaması gerekenler)…”
“ Türkiye’nin önü açılıyor…”
“Büyütülecek bişey yok alt tarafı emeklilikleri gelmiş 4 general…”
Gibi söylemler aslında Türkiye’nin nerelerden nasıl nereye geldiğini gösteriyor.
Niye mi?
Madem demokratikleşiyoruz, niye tutukluluk süreleri uzadıkça uzuuuyoor. Bir tek askerlerin tutuklanmaları veya zorunlu emekli olmalarıyla mı ülkemiz demokratik bir ülke olacak. Niye kendileri hakkında ya da kendi gibi olanların hakkında hukuksal bir durum ya da olay olduğu zaman bunlar ileri demokrasinin ayak sesleridir denmiyor da kamuoyu gündeminden düşürülmeye çalışılıyor da çok değer verdikleri bağımsız yargıya bağcıklar atılıyor…
Eeee… Unutmuşum affedin… Siyaset canım, kaygan zeminlerin sporu…

Sökün kaldırın o zaman koruma zırhlarınızı da görelim asıl bize demosunu izlettiğiniz demokrasinin dokunulabilen yüzü olduğunu…
Çok düşünüyorum aslında acaba diyorum içerde yatan milletvekilleri hükümetin vekilleri olsalardı ne gibi bir yorum ya da yaptırım yaparlardı. Hangi kanun, hangi hâkim değişirdi. O zaman da böyle kayıtsız kalabilirler miydi? Yoksa hukuk, adalet ve demokrasilerde olur böyle şeyler mi derlerdi…

Hem madem dört paşayla mı kriz olur diyorsunuz ardından da Türkiye’nin önü açıldı. Ne yani kriz çıkartamayan paşalar mı tıkıyordu ülkenin önünü… Yoksa siz orduyu hep mi tıkaç gibi gördüğünüzden mi önü açıldı tabirleriyle yorumluyorsunuz bu emeklilikleri…

Bana kalırsa demokratikleşmemizin önünde daha bir sürü engel var. Çok şükür ama hepsini tek tek aşıyoruz.
Örneğin, hükümet üyelerinin olmadığı yer almadığı gerçek anlamda tam bağımsız bir yargı sistemi…
Referandum sürecinde vaat edilenlerin gerçekleşmesi…
Bizden olan iyidir mantalitesinin kalkması…
Sadece kürsü dokunulmazlığı ve sadece millete hizmet anlayışının ve hizmetkâr anlayışının süregelmesi için milletvekili maaşları cüzi hatta komik bir rakam ki hizmetkârla-efendi arasında yedi fark arıyoruz, arıyoruz bir türlü bulamıyoruz…
Daha neler neler saymakla bitmez…
Mesela, demokrasi artık aracımız olmaktan amacımız olmaya terfi etti. Bunuysa nereden anlıyoruz başına getirdiğimiz ileri sözcüğünden…

Evet, asıl sorunumuz şu aslında, demokratikleşme için orduyla siyasetin bilek güreşi yapması… Ne gerek var kardeşim, bırak ordu geleneğini korurken sen de paşa paşa siyasetini yap. Ordu siyasete girmesin diyorsun ama maşallah çok da güzel ve yerinde ataklarla orduyu siyasette kullanıyorsun. Sonra bir de bakıyoruz  -demokratikleşiyoruz-…Aslında çok yakın tarihimizi (örneğin son dokuz yıl)şöyle bir gözden geçirirsek. Yapılan değişiklikler, atılan adımlar gittikçe bizi bir tek şeye yaklaştırıyor o da polis devleti kavramına…

Eskiden postal sesleri eziyor derdik, demokrasimizi…
Şimdi çok şükür takunya sesleri yüceltti… Yüceltti… O kadar ki demokrasinin sesini duyamaz olduk o takunya seslerinden…


Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.