FETİH -Bir Türkiye Projesi-



Daha önce de yazdım yine yazıyorum. Her uygulama bir geçmişle hesap niteliğinde…
Neyin hesabını kapatıyorlar…
Atatürk devrimlerinin…
Kendi saltanatlarını kurdular… Kendi zenginlerini, markalarını yarattılar…
Tepeden tırnağa fethedilmedik kurum kalmadı. Direnenler ise itibarsızlaştırılarak bünye de hazımları kolaylaştırıldı…
Çok şükür herkes mutlu mesut kimseden çıt çıktığı yok…  Çünkü yılan bize dokunmuyor, içinde yaşadığımız sisteme dokunuyor…
Ya da korkudan “bizi de Ergenekon’dan içeri alırlar diye” sanırım.

Son olay ise bir yönetmelik değişimiyle kılık kıyafetin okullarda serbest yapılması…
Kendi diktasını yaratan iktidar gözünü kapamış aydınlığa, kulağını tıkamış bilime ve ilime, geleceğe oynuyor gibi görünseler de geçmişle hesap kapama peşindeler…  Her uygulamaları bir misilleme gibi…

Şimdi bırakın muhalefetin, iktidarın ne dediklerini de bunlar bizim çocuklarımız, bizim geleceğimiz niye kirli siyasi oyunlarınıza, emellerinize alet ediyorsunuz… 4+4+4’üymüş, kılık kıyafetiymiş, bulduğunuz her araziyi cami yapmalarmış… Ne uzmanları, ne pedagogları dinlediğiniz var… Bugün kolejlerde bile tek tip kıyafet uygulaması varken,  sosyal statüden çocuklar etkilenmesin diye tüm velilere çocuklarınızı özel aracınızla okula getirmeyin diyerek okul servisi kullanımı şart koşulurken nedir bu kıyafet serbestliği, nerden çıkıyor bu icatlar... 

Tabi ki karşıt görüş şu e-kayıt çıktı herkes adresinin kayıtlı olduğu okullarda okutuluyor…  Yani aşağı yukarı sosyal statüleri denk ailelerin… Eee arkadaş orada çalışan apartman görevlilerinin bahçıvanından kapıcısına kadar olan bir yelpazenin çocuklarının psikolojisi ne olacak…  Onlara imtiyaz mı tanıyacaksınız yoksa burs mu vereceksiniz… Ya da bu durumun tam tersi durumu da düşünebilirsiniz…  

Demokrasi diye diye altı üstü oyulan bir sistem içerinde gidip geliyoruz…  Hâlbuki demi gitmiş okrasi kalmış sistemlerin her gün biriyle son on yılda muhakkak karşılaştık ve karşılaşıyoruz da…

Demem o ki ne türbana karşıyım ne de tayta… İş giyim kuşamda değil zihinlerde, düşüncelerde ve bundan sonra atılacak hilafet adımlarında… 2023’ e doğru akarken zaman örnek sıralama şöyle olabilir; karma eğitimine son verilip haremlik selamlık eğitime geçilmesi…
İmamdan rehber öğretmen, müezzinden psikolojik danışman…
İnkılap öğretmenlerinden kese kâğıdı, şeyhlerden Osmanlıda İslam tarihi öğretileri…  
Okul yerine onca yapılacak olan camilerin altlarında yer alan medreseler…
Hıı tabi bir de bu icraatları yerli yerinde, katıksız safi anlatacak, tamamen objektif olacak bir başöğretmen de çıkarırlar sanırım kabineden…
Olur, mu dersiniz?
Olmaz olur mu?
Fetih 2023…
Bir Türkiye projesi…








MUHTEŞEM - Bir Dizi Siyaset -


Şimdi bir dizi…
Muhteşem mi muhteşem…

Ama sonuçta bir dizi… Şov ağırlığı olacak, entrika, aşk, dalga – dümen,  dedikodu gırla olacak ki reyting denen canavarı yenecek…
Yani tarihle birebir kopyası olma zorunluluğu yok ki öyle olsa onca kitleyi sabitler mi ekranlar başına…

Üstelik bu ve buna benzer örnek gösterilecek bir sürü dizi var yeryüzünde… İlk aklıma gelenler Spartacus, Game of thrones gibi… Şimdi biz onları izleyip Romalılarda böyleymiş şöyleymiş mi diyoruz ki… Ya da onların tarihini sadece şehvet üzerine kurulmuş olduğunu mu öğrenmiş oluyoruz.
Adı üstünde dizi… Hepsi oyuncu, hepsi kurmaca… Senaryosu, yönetmeni, castı olan bir takım çalışmasının ürünü… Yer yer benzerlik gösterebilir ki inandırıcılık açısından da bu önemlidir.

Şimdi bunu kalkıp bilinen tarihle karşılaştırıp kınamak da ne oluyor. Siyaseti de mi artık reytingle ölçüyorlar da dizileri siyasete alet ediyorsunuz.

Tamam, siz Osmanlı aşkıyla yanabilirsiniz… Hilafeti, saltanatı savunabilirsiniz ama yüzlerce, binlerce kişinin izlediği bir diziyi hedef göstermek siyasetin hangi alanına giriyor…  
Hem bu nasıl bir siyaset anlayışıdır. Dini kullan, idamları kullan, ölüler üzerin den racon kes,  geceleri herkes uyurken mazota, benzine zam üstüne zam elbiselerini giydir, elde olsa işçiye memura daha çok zam yaparız derken mecliste binlerce liralık oda değişimleri dekorları yaptır sonra da meydanlardan dizinin kritiğini yap. 

Pes doğrusu bir dizisi kalmıştı milletin el atmadığınız ona da uzandınız ya ne desek kelimeler anlamsız kalır. Üstelik altı üstü bir dizi nedir ki sizi bu kadar korkutan…  Gelecek kaygınız mı, geçmişe özleminiz mi? 

Bir dizi muhteşem mi muhteşem…
Ki Başbakanın ağzıyla belgesel se ayıptır yahu o belgeseli yayınlayan tv’ye, yönetmene, oynayan oyuncusuna ve izleyen binlerce vatandaşa…  

Müzayede


Paslaşıyor durmadan içimde isyanlar
Sabahsız yarınlara
Hep senin adın var paragraf başlarında
Satırlarımda kurak bir sessizlik
Takılmış kelimelerim hüzün notasına
Böyle mi olacaktı yaşam nehrim

Geçiyordu katar katar yüreğimden
Geçiyordu iliklerimden hasretlik
Yokluğun ortak isyanıma
Düzmece vaatler boş kelimeler
Böyleydi işte maskenin altındaki yüzler
Böyle, böyle kısacıktı sevgiler

Ne varsa azledilmiş yüreklerden sevgiye dair
Ender bulunan bir vazo gibi dostluk açık arttırmada
İşte bir tabela daha kalktı
Satıyorum satıyorum
Sattt-tın beni on yedi yaşımda,
Gümüş bir çerçeveye koyup verdin yokluğunu koynuma 
 
 
 

YALNIZLIK BU





yalnızlık bu!

ne işaret dili anlatır
ne de dilin çokbilmişliği
tek kelime desem
çoğalır gider…
çok kalabalık desem
tekilleşiverir…

yalnızlık bu!

öznesi kendinden büyük
yüklemi canı isterse yüklenir
istemezse,
boşaltır da gider cümleyi

yalnızlık bu!

paylaşıldıkça arsızlaşır
anlatmayınca
ufak ufak
ince ince
yer bitirir,
özneyi

yalnızlık mı bilmem ki ne bu
hangi dil bilgesi,
cahili anlatsa
az kalır yaşantısı…



Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.