SORMAK LAZIM - Kadının Yeri -





Gezi eylemlerinde Dolmabahçe Cami’sine sığınanları hatırlıyorsunuz. İktidar onların üzerinden çoookk prim yapmaya çalıştı. Yok, camide içki içtiler, ayakkabıyla içerlerde dolaştılar falan diye.

Sonra gene hatırlarsınız oranın müezzini tüm baskılara rağmen din adamlığından, insanlığından gram ödün veremeden ben içki içen görmedim diyerek iktidarın tam tersi açıklama yapmıştı. Bugün gelinen noktada ise Akp kendisinden beklenileni gene maşa kullanma usulü ile çok güzel yaptı. “Sen yoruldun, yıprandın” diyerek müezzini, imamı ve müftüyü sürüverdi şey dilim sürçtü tayin ediverdi diyecektim.  

Sonuç, sakın ha… Memursanız dikkatli olun siz de karşı çıkıp biat etmezseniz haritadan yer beğenirsiniz mesajı… Üstelik bu mesaj öyle subliminal falan da değil ha açık açık…

Niye çünkü çekinecek hiç kimseleri kalmadı… Her yere bir badem zihniyetini yerleştirdiler. Çünkü her yere ileri demokrasinin olmazsa olmazı korku ve baskı unsurlarını sokuşturuverdiler.

Hiç dikkat ettiniz mi?  Başbakan her gereğini yaparız diye konuştuğunda muhakkak birilerinin başına hiç umulmadık yerlerden umulmadık cezalar, polis baskınları, vergi uzmanları, maliye müfettişleri, TMSF gibi bir şeyler geliveriyor. Hani öyle geliveriyor dediğime bakmayın. Öyle apansız değil yani her şey kurgulanarak ilmek ilmek düşünülerek kritik zamanlamalarla yapılıyor.

Ne oldu şimdi?  Akp bir müftü, imam ve müezzini sürmekle neyi göstermiş ya da ne kanıtlamış oldu. Şimdi siz bu olayları rutindi, bilmem neydi, zaten aylar öncesinden tayin istemişlerdi de dersiniz( Nitekim ben bu yazıyı tamamlarken Diyanet açıklama yaptı “Rutin” dedi.) Bizde her şeyi unuttuğumuz, bilinçaltımızdaki hasırlara attığımız gibi onu da atarız.

***
Hani ramazanda TRT’de yayınlanan bir programda hamilelere sarf ettiği sözlerle tepki toplayan, adına Türk tasavvuf düşünürü denen ve aynı zamanda kendisi avukat olan Ömer Tuğrul İnançer izlemiştiniz ya sayın seyirciler hatta kendisine o kadar tepki yağdı ki sosyal medyada bile #direnhamile kelimesi trend topik oldu. İşte gene o çoookkk muhterem zat bu sefer başka bir açıklamayla gündeme geldi.  Bu sefer daha sert… Türlü türlü anlamlar çıkarılacak cümleleri yine aynı ekrandan TRT’den yaptı. 
“- Ben eş demem. Eş yoktur, eşitlik yoktur. Ben karımla, çocuğumla eşit değilim. Eşim değil, zevcem olur.

-  Çalışan kadın kocasının değil, patronunun hizmetinde.
-  Kadının ekonomik hürriyeti aldatmaca.” Gibi.

Yüzyılların gerisinde kalmış, bağnaz ama aynı zamanda da Akp zihniyetinin tezahürü niteliğinde cümleler söyledi. Akp zihniyeti tezahürü dedim evet evet yanlış okumadınız. Çünkü bu cümlelere ilk tepkiler iktidarın Konya kadın milletvekilinden geldi. Erkekleri suskun ve susmak kabullenmenin yarısıdır diğer yarısı ise kabul edilebilir gerçekçiliğini yansıtır. İşin enteresan tarafı ise başka kanallara zırt pırt ceza yağdıran RTÜK, bu muhteşem zatın ilk konuşmasında cezaya dair bir şey bulamadı. Düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirdi. Peki, sizce bu konuşmasından dolayı ne yapar o muhterem zatlar o muhteşem zata;
a)    Kanala kapatma cezası verir.
b)    Programı yayından kaldırtır.
c)     Kanala para cezası verir.
d)     İleri düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirip plaket verirler.

Aslında adını bile yazmaya ikrah ettiğim o muhteşem zata sormak lazım kadınları bu denli üçüncü sınıf muamelesi yapmasının altında yatan gerçeğin ne olduğunu. Niye bu kadar hangi tas’avvuf kafasıyla bunları söylediğini…
Ve niye RTÜK görevini sümenaltı yapıp Ak erkeklerinin suskunluklarını koruduğunu… Bi sormak lazım onları doğuranların kim olduğunu…

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.