BEN’im - Bir Demokrasi Güldürmecesi -



 
Çoğunluk bizde, sandal-ye sayısı biz de…

İşte bu demokraside ( tabi bizim bildiğimiz demokrasi de değil) koyun psikolojisinin somut örneği…

2010 yılında referandumda malum göz boyamak için bir kaç madde arasına sıkıştırılan HSYK maddeleri için o gün ne düşünüyorsam bugün yine aynını düşünüyorum.
Yani yargının, hukukun içerisinden siyaset tamamen sıyrılmalı… Evde annemin taze fasulye kılçığını laiklikle ayırıp temizlediği gibi…

Bugün gene o çoğulculuk psikolojisiyle o gün yaptıklarının yanlış olduğunu itiraf ederek ( ki burada şunu da göz ardı etmeyiniz. Milyonlarca TL miting ,referandum masraflarının maliyetlerinin bizim cebimizden çıktığını) bugün doğrusunu yapacağız diye yırtınıyorlar. Siz ne kadar inanırsınız bilemem ama ben hiç inanmadım, inandırıcı bulmadım ve inanamayacağım da…

http://www.cumhuriyet.com.tr/cizim/28035/Musa_Kart_Cizmeden_Yukari.html#17 Aralık asrın yol-suzluk operasyonunun kendilerini bir tsunami etkisiyle yutmasının vermiş olduğu tedirginlik, öfke ve intikam güdüleriyle yani tıpkı 2010’da olduğu gibi şu an HSYK’yı gene delik deşik edip adalet bakanlığına tam ve koşulsuz bağlama yönünde ilerliyorlar. Belediye başkanlığı döneminde oğlunu yaptığı ölümlü trafik kazasında koruyan başkan baba, bu kez baş-bakanken sahnede... Bu HSYK görüşmelerinin, kavgalarının ve meclise taşınacak olmasının altında yatan bir numaralı etken... Diğer unsurlar ise kendilerini bu güne kadar dokunulmaz sananlara (ki burada aslında iktidarın dokunulmazlıkları kaldırılmamasının nedeniyle aynı etkendir) dokunularak kendisine doğru gelindiğinin farkına varmasından sonra gard alma işlemidir. Ancak demokrasilerde herkese dokunulur. Ergenekon’da, Balyoz ’da dokunulduğu gibi ve bağırsaklarını temizleyen Türkiye demesini bilenler, bu yaşanan yolsuzluklarla tuvalete zor yetişti diyemiyorlar. Yapılan revizyonlar, atılan adımlar her zaman olduğu gibi diktanın ayak sesleri...

Hani ne oldu Gezi olaylarında “benim polisim”... Ergenekon, Balyoz vb. operasyonlarda “benim savcım”... Sahi ne oldu “benim milletim” diye başlayan rakımı yüksek cümleler... Hepsi 17 Aralık’ta yerle bir... Yani “benim” kelimesi büyük bir şehvetle duruyor da ondan sonra gelenler tarumar...  Ne emniyet müdürleri, ne savcılar kaldı değişmedik, ne de memurlar bir kalemlik demokrasileriyle çiziverdiler üstlerini altlarını…

Hem niye bu tabiri caizse çarşı karışınca yurt dışına tüymeler… Bunca telaş, bunca çırpınmak niye… Bu yarattığınız sizin demokrasiniz ( tabi demokrasi denirse)… Hepsi sizlerin gece mecliste uyuklarken bizlerinse yataklarımızda uyuduğumuz zamanlarda zırt pırt çıkarttığınız sonra ucu sizlerden birilerine dokununca olmadı bu değiştirelim dediğiniz adını da yasa koyduğunuz kurallarınızın kaçınılmaz sonucu.

Niye kaçıyorsunuz kendi yarattığınız demokrasiden, hukuktan…  İnanmıyorsunuz değil mi bu ülkede demokrasi ve hukukun olduğuna. Niye birden çark ediveriyorsunuz. (Tabi buradaki “birden” sözcüğünün yedi sekiz yıllık süreci var. Yani o kadar birden) ki Ergenekon, balyoz için kumpas bunlar diyor yeniden yargılamaya sıcak bakıyorsunuz.  Üstelik bunları dile getirirken de hafif bir pembemsilik bile olmuyor yüzlerinizde… Yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali bir de tüm bunlar yaşanırken olmayan demokrasi anlayışınızın vitesini bire takıp çevrenizdekileri hukuktan kaçırıyorsunuz. Hiç yakışıyor mu ak ile başlayan partinizin adına…

Hem hani sizin yola çıkarken bir 3 Y’niz( Yolsuzlukla Mücadele, Yoksullukla Mücadele, Yasaklarla Müdacele) vardı. Ne diyeyim maşallah hepsini başardınız, nazar değmesin diyeceğim ama bir kurşun döktürmenizde fayda var. Bu aralar naz var da ar var mı o pek belli değil de… Şimdiyse kuvvetler ayrılığının 3Y’sinden sonuncusu olan Yargı’yı da bir lokmada yediniz mi, bitirdiniz mi iktidarınız süresince en çok Y’iyen parti olup Guinness rekorlar kitabına girmeye hak kazanacaksınız…
Ha gayret bu muhalefetle, bu olmayan demokrasiyle, bu hukuk(suz) anlayışıyla, bu yüzde elliyle(tabi hala varlarsa), olur mu?
Olur?


KISA ÇİZGİ



-       Cemal Süreya’ya –


ve Tanrı
önce Cemal’i yarattı,
sonra Cemal
şiiri...

halt etmişler;
doğum tarihinden sonra
bacak kadar boyuyla,
başka sayıları
yanına bağlamaya çalışan,
kısa çizgiler…


Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.