kaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaset etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

KAÇAK SİYASET



Kaseti olan siyasileri beline sahip olacaksın diye siyasi malzeme yapanlar…
Delil ve kanıt üretilerek gazeteci ve aydınları içeri tıkılırken, akıllı olsun diyenler…
Sırf muhalif oldukları için işinden aşından olanlara, taraf olmayan bertaraf olur diyenler…
Kendilerinden olmayanların ses kayıtları, dinlemelerine, takip edilmelerine kayıtsız kalanlar…
Vergi memurlarını, maliye müfettişlerini muhalif holdinglerde aylarca didiklettirenler…
Polise gezi olaylarında, Ergenekon, Balyoz gibi operasyonlar yürütürken kahraman yaftası yapıştırıp afiş afiş sokakları süsleyenler…
Savcılara yürüttükleri kritik soruşturma için kendi makam arabalarını tahsis edenler…
Kendileri gibi düşünmedikleri için canlı canlı yananlara, hayırlı olsun diyenler…

Hadi gün sizin gününüz…
Yapın da aynı söylemleri, aynı uygulamaları da görelim diye haykırasım geliyor ama NERDEEEE…
Daha rüşvet ve yolsuzluk olayı patlar patlamaz, kaç tane şube müdürü görevinden gitti… Kaç tane emniyet müdürü yer değiştirme adı altında görevinden alındı. Savcılar baskı altında… Olayın bizzat içinde çocukları bulunan bakanlar hala bakanlar… Ve hala kara paraların aklanmasının peşindeler...

Basınca birileri can damarlarına, yolsuzluk, rüşvet, dalavereli işler oldu mu sana siyasi mesele... Neymiş birileri Türkiye’nin büyümesinden rahatsızmış. Ne yani böylemi büyüyecekmiş Türkiye... Hem hani siz yola 3 Y kuralıyla( Akp’nin 2002’deki söylemleri 1- Yolsuzlukla Mücadele, 2- Yoksullukla Mücadele 3- Yasaklarla Mücadele) çıkmıştınız. Ne çabuk unuttunuz demeyeceğim ne güzel işleri tıkırına koydunuz.  Bir düşünün sayın seyirciler, bu 3 Y kuralını ve 11 yılda ülkenin ne hale geldiğini... Bunların mücadele anlayışı da farklı, siyasi anlayışı da... Ve gelinen son nokta 3 Y’de Ye – Yala – Yut...

Neymiş yolsuzluk olsaymış kişi başına gayri milli safi hâsıla bilmem kaç bin dolar olurmuymuş. Yahu niye biz göremiyoruz bizim cebimize giren dolarları... Ya realitede bir yanlışlık var ya da bunlar evdeki dolarları da koyunca hesabın içine saf-i milli hâsıla tavan yapıyor. Kesin kesin bu hesapta bir yanlışlık var.

Neymiş ekonomi fevkalade güzel gidiyormuş. Eee niye bir enerji bakanı, bir maliye bakanı çıkıp 2 günde kayıp şu kadar da bu kadar da, doğalgaza, benzine, elektriğe zam kapı da deyip deyip duruyorlar… Demek ki pamuk ipliğine bağlıyız da ondan… Demek enerji de olduğu gibi ekonomide de tamamen dışa bağımlıyız da ondan. Ne hikmetse ama bunlar enflasyon hesaplanacağı zaman birden gözden kayboluveriyor ve bize pembe panjurlu evin silueti görünüyor.  

Neymiş bunlar bakanları üzerinden oynan oyunlarmış... Yahu bir düşünsenize 17 bakan dururken niye bu dört bakan ve çocukları…

Akp gene her zaman olduğu gibi bu olayda da sorulması gereken asıl soruları sormak yerine kaçak siyaset yapıyor. Gariban, ezik ve mağdur edebiyatı yaparak oy kaygısını düşünüyor ve topu her zaman olduğu gibi gene millete atıyor.  
Benim milletim…
Benim milletim…



Cümbür Cemaat





İlhami Yangın’ a ait ister anı deyin ister araştırma her iki dala da uyan bir kitap… Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitap bir solukta okunacak türde… Dili sade ve basit, üslupta zorlama yok. Hatta ve hatta kitapta geçen konuların gerçek olduğuna o kadar emin olmanıza rağmen acaba hayal ürünü mü kurgu mu diye bile okuyucuyu tereddütte düşürecek türde bir akıcılığa sahip…
Hatta yer yer yok canım!
Habi bee!
Harbiden mi?
Allah Allah bu kadar da olmaz!

Yuhh yani! Vb. gibi hayret ünlemlerini içinizden geçirebilirsiniz…

Kitabın fiziki özelliklerine gelecek olursak 2012 basımı, 13,5x19,5 cm boyutlarında, ciltsiz, 232 sayfa…  İçindekiler ve giriş bölümü malumunuz üzere çoğu kitapta olduğu gibi bu kitapta da var.

Bilgi yayınevinden çıkan bu kitap yazarın da birebir içinde olduğu cemaatin Türkiye’ye eski iki Mit ajanını çağırması ve kendi adamlarına Ankara’nın göbeğinde bir çiftlik evinde kasetleme, dinleme, istihbarat alanlarında eğitmesinin “hikâyesi” demeyeceğim, gerçekleşen olaylarını anlatıyor…  Yazar gerçekten öyle bir anlatmış ki hem bir solukta okunuyor hem de hikâye tadında dimağda bir tat bıraktırıyor.

Hatırlarsanız seçimden bir tık önce CHP ve MHP’nin kaset olaylarını... İşte bu olayların altında cemaatin olduğu, daha onlar gibi Türkiye’yi dört bir koldan kuşatan dinleme, izleme, kasetleme merkezlerinin olduğunu savunan bir kitap…  Hatta durum öyle bir hal almış cemaat kendine ait evleri bile dinlemiş, izlemiş acaba patlak çatlak var mı diye…  İddialar, yaşananlar hep birinci ağızdan…  Daha neler neler insanın okudukça dudağı uçuklar…

Tuncay Özkan, Uğur Dündar, Aydın Doğan, Emin Çölaşan birçok siyasi ve bürokrat hatta son damlayı taşıran ise kitapta ismi gizli tutulan ve (ancak benim de tahmin ettiğim) milliyetçi kimliğiyle tanınan bir Prof’un hakkında yayılan iddialar bardağı taşıran son damla oluyor. Ne açıdan derseniz... Yazar ve onun bilgi kaynağı açısından. Çünkü yazar da diğer iki MİT’çi de kendini milliyetçi olarak nitelendiriyor. Ve cemaatin yaptığı bu son Prof. olayı eski iki Mit’çiyi de vicdan muhakemesi yapmasına sebep oluyor. Sonra İlhami’nin samimi olduğu yani eski dostu eski Mit’çi tüm bu olup bitenleri İlhami’ye anlatıyor. Üstelik tüm bu anlatılan realite bizim vergilerimizle gerçekleşiyor.

Emin Çölaşan’ın tahrif edilmiş belgelerinden tutun da daha birçoklarının bir gün lazım olur mantığıyla her şeylerinin belgesini, bilgilerini toplayıp arşivleyen, kasetleyen bir cemaatin aslında İslamiyet’le alakasının olmadığını yazar açıkça gözler önüne seriyor.

Kitabın sonuna gelindiğinde Çölaşan’ın kazanmış olduğu davanın belgeleri yer alıyor. Aslında yazar bir nevi özür dilerken bir taraftan da cemaatten öç alıyor, meydan okuyor bu belgeleri yayınlamakla…

dikkat edici cümleleri ise arka kapakta yer alıyor. Kulak verelim.
“İslamiyet’le uzaktan yakından hiçbir alâkası olmadığı halde "cemaat" adını kullanan bir canavar, ülkemizin kalbine, beynine çöreklenmiş, en yetişmiş insanlarımızı bile bir değirmen gibi ezerek un haline getiriyor, bütün kadroları eline geçiriyor; önemli mevkilerde görev yapanlar, işadamları, kanaat önderleri, herkes dinleniyor, izleniyor, kasetleniyor; bunları yaparken de vatandaşın vergilerini harcıyor”

Okuyucu notu; alınıp okunması ısrarla tavsiye edilen bir kitap… Gerek zihninizde gerek yaşamınızda çok ayrı pencereler açtıracak bir kitap “Cümbür Cemaat”…

Okuyucu Dipnotu; kitapta bahsedilen iddiaların tamamının gerçek, yaşanmış, gazetelere konu olmuş olmasına rağmen Cumhuriyet Savcılarının da neden suskun kaldığı, hiçbir soruşturma, kovuşturma açılmadığı da merak konusu…

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.