sensizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sensizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gidenin Ardından Yağan Yağmur




 gittin…

ardında sarmaşık bakışlı baharı bırakarak
elim ayağım buz kesti.
sarı sıcak yaşlar ısıtırken içimi
her şey yoluna zamanla girer sandım
bir şey kalmadı ki zamana
göğüs göğüsse çarpıştım
ayrılıkla…
 
gittin…
ayak izlerin hâlâ tenimde
hangi el dokunsa
biraz daha boşluk …
biraz daha sonsuzluk…
sonunda,
her gece koynumda
yalnızlık…

gittin…
giderken bıraktığın dudak ıslaklığını
alıp götürmedi hiçbir yağmur,
hiç bir dudak öyle yağmadı ki!
sen kondukça yüreğim şaşkın bir kelebek
ürkek…
aklıma geldikçe,
hâlâ titrek…

gittin…
gidişinle sırılsıklam oldu bu şehir
gözlerim can simidi arar gibi
ararken seni
hiç bir filika böyle yırtmamıştı tenimi
baştan aşağı hüzünden yapılma,
güverteydim sanki
her dalgada biraz daha,
biraz daha sensizlik
çiğneyip içine alıyordu beni


Gidersen

gidersen sevdiğim
yeni bir mevsim doğar tenimde
göz
yaşlarım buz tutar
avuçlarımda kurur baharlar
gidersen; gökyüzü rengini alıp da gider

gidersen sevdiğim
soluğum kurak bir toprağın
can çekişi gibi kalır
hiçbir işe yaramaz
göğsümün tam ortasında duran korkuluk da
çünkü hiçbir kuş konaklamaz bende artık
kokunu bile getirmez hatta rüzgarlar
gidersen; tenimde bir yaprak bile kımıldamaz
kelime
lerimi yosun kaplar

gidersen; gittin sevdiğim…
sana dair ne varsa bende
verdim hepsini yokluğuna
bu masmavi
sessizliğin ortasında
bir kez çınlasın diye gülüşün kulaklarımda
verdim, verdim ne varsa sana dair her şeyi yokluğuna...

Ben Zaten Büyümemiştim Sokaklarda

Gittin, ardında yağmur yüklü bulutlar bırakıp. Gidişinin tenhalığında ve ayak izlerinin bıraktığı çukurda ağırladım tüm yaşantımızı...

Gittin; gecenin karanlığından özenle ayıkladığım acılarla bir başıma kalakaldım. Bir başıma ve acılarla... Boşaldı yüreğimdeki yağmur yüklü bulutlar ayak izlerinin bıraktığı çukurlara. Ne düşler kurardık oysa sokak çocuklarının titreyen avuçlarında. Hatırlar mısın soğuktan üşüyüp ellerini nefesiyle ısıtan o çocuğu? Durup saatlerce izlemiştik ve düşlerimizin neden üşümediğini ilk o zaman keşfetmiştik.

Gittin, saten bir gecenin koynundan sıyrılıp puslu yarınlara. Adım attıkça sönüyordu bir bir sokak lambaları. Sen gidiyor... Yol büyüyordu. Ardından ufuk çizgisi koskoca yaşantımızın üstünü çiziyordu. Sen gidiyor... Gidiyordun işte. Hiç düşünü kurmamıştım gidişinin ve hiç yaşamadığım bir andı, yüreğimin kaldırımlarında kulaklarımı sağır edecek nitelikteki ayak seslerin. Sen gidiyor... Gidiyordun işte dudaklarımdan dökülen ıslak sözleri duymazlıktan gelip valizine doldurduğun yaşantımızın ağır yüküyle, gidiyor... Gidiyordun işte, avuçlarımda bir buz parçası gibiydi zaman, her adımında biraz daha eriyip akıyordu parmaklarım arasından... Akıyordu, sen gidiyor...

Gittin sonunda, göçmen kuşlara özenip yeni doğacak baharlara. Gittin, gittin ya bir merdiven boşluğu kapladı yüreğimi, duyduğum her ayak sesi ürpertiyor biraz daha içimi. Ve sokak çocukları ısıtmıyor artık nefesleriyle ellerini. Gittin, gittin ya herkes delirmiş gibi seni soruyor bana, bilmiyorlar ki gittiğini, nasıl söylerim yıldızların bir mum şeklini alıp bakışlarımızdaki rüzgârlarla söndüğünü. Bilmiyorlar, bilmiyorlar ki yüreğimdeki merdiven boşluğunda sokak çocuklarını soğuktan nasıl koruduğumu.

Gittin, aslında hiç gelmediğin halde. Bir sokak çocuğunun düşüydü benim gördüğüm. Karnı hiçbir zaman tam doymayan, bir gelecekti aslında düşlemek istemeyip de düşlediğim. Gelmeseydi keşke o iki kelime bir araya, sokaklar çırılçıplak kalıp giyinmesiydi çocukların yaşamlarını... Gelmeseydi keşke de sadece oyun oynamak için çıksaydı çocuklar sokaklara ve yanmadan sokak lambaları hepsi dağılsaydı evlerine. Sonra oturup annelerinin dizleri dibine aydınlık düşlere uçurtma salsalardı. Keşke... Keşkeler o kadar ağır geliyor ki bana, bir anne sıcaklığını düşleyerek soğuk kaldırımda can veren çocukların yaşamları gözlerimden aktıkça...

Yoktun aslında hiç olmadın, ben de büyümemiştim zaten sokaklarda... O gördüğümüz çocuk da ben değildim... Sen öylesine uğramıştın yol üstü diye... Ben seni yatıya geldin sanıp yüreğimi örtmüştüm üstüne. Ben büyümemiştim sokaklarda... Sokaklar büyüyüp kaplamıştı çocukluğumu... Hiç soğuk kuytularım da olmamıştı aslında... O yüzden hiç ağlamamıştım terk edişinin ardından, sadece ayrılığın dumanı kaçmıştı gözüme... Ben, zaten büyümemiştim sokaklarda... Nasıl tutabilirim ki bir sevgilinin elini, çocukluğum hâlâ dolaşırken soğuk kaldırımlarda... 




NOT: Foto çeşitli internet sitelrinden alınmıştır.

Ada Yalnızlığı

keşfedilmeyi bekleyen
bir ada yalnızlığı yaşıyorum
varsın kimseler sormasın
ben sensizliği su diye içiyorum
kimseler bilmesin, varsın
sensizliği, onlardan bile sakınıyorum

bir ada yalnızlığı yaşıyorum
ormanlarım yeşil yeşil
mavilerim tertemiz,
çiçek çiçek baharlarım
kirlenmedi hiç bir yıldızım...
hiç bir ağacım...
ve de ateş kırmızısı giyen ayım...
varsın kimseler kirletmesin
su diye içiyorum ben sensizliği
kimseler el sürmesin

bir ada yalnızlığı yaşıyorum
varsın, kimseler keşfetmesin
ben sensizliği su diye,
kana kana avuçlarından içiyorum 

Acı + Açı

bir sensizlik var ki bende
binlerce köşeleri var
ve bu köşelerin acıları
hesaplanamayacak kadar
açılı.



Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.