gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gökyüzü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SENİN SEVGİLİ


kelimeleri bile güldüren gözlerin var senin sevgili
umutsuz anlarda sen öğrettin umut yapmayı
kırıntılar biriktirmeyi küçük küçük
tutunup inadına hiç yakasını bırakmamayı
senden öğrendim yaşamın, koskoca bir direnmek olduğunu

senin heceleri bağırtan sesin var sevgili
şiirler gelirdi dize,
türküleri bile sende sevdim, sende
yol alırken hasrete kulağıma şöyle bir eğilip
son kez sen söyledin,
zaten hep sen söylerdin son sözü
sönmüş bir volkan gibi dudaklarındaydı
ne zaman sıkıca sarılsak ayrılık bulurdu bizi
her an patlamaya hazır saatli bomba gibi

senin ayrılığı bile ağlatan kağıttan gemilerin var sevgili
üstüne imkansız aşklar yazdığın
ve dipnot olarak seviyorum diye sözler eklediğin
sonra denize indirdiğin gemilerin var sevgili
umuda yüzdürdün
hiç ama hiç umudunu yitirmeden hem de
bense hep bu yönünü sevdim senin

öyle bir sevincin var ki senin sevgili,
gökkuşağı renginde, kavuşunca birbirimize
gökyüzü salıverirdi tüm yıldızları sevgimize
ardındansa, ay dansa kaldırırdı güneşi
kıskanırlardı inan bizi
kıskanırlardı...
işte, böyle bir sevdan vardı senin sevgili 


Kardan Adam

en çok kar yağınca severdim gecekondu çatılarını
görünmezdi çünkü kırık kiremitleri
ama yine de bilirdim ben
gecekonduların içine içine ağladığını

en çok kar yağınca severdim ağaçları,
gelinlik giymiş bir köylü güzeli gibi dururdu
apartman önlerinde
tek ben bilirdim ama
töreye değil betona yenileceklerini

en çok kar yağınca severdim, gökyüzünü
temizlerdi bulutların taşıdığı barut kokularını
ama yine de bilirdim
birilerinin bu barış oyununu bozacağını

en çok kar yağınca severdim bu kenti
örterdi çünkü tüm pislikleri
kirli yüzleri…
ama bilirdim yine de
birilerinin,
yürüdüğü yolları tuzlayıp
ayak izlerini sildiğini

en çok kar yağınca gülerdim
iyi bilirim çünkü
eriyip gidince,
gözyaşlarına nasıl dönüşeceğimi

İki Dağ Arası Deniz




    
        kaldım iki dağ arasında…






düşler hep geç gelirdi bizim oralara
normaldi inek sesleri arasında hayata merhaba demek
doğum sancıları duyulmasın diye hatta
daha çok bağırtılırdı inekler
ardından herkes aynı dille muştulardı
bebek, gökyüzüne zılgıtlarla yükselir
inekler susardı…

köyün en yaşlısı
ebe olurdu hep
böylesi oyunlarda değişmez kuraldı
sıcak su, temiz bez

kaldım iki dağın arasında

göğsümde sancıyan yaradır hep
bizim dağlar uzak kaldı Deniz’e
yeni öğrendiğimiz bir dille
nasıl anlatılırdı yaşamın köy hali
Xızır; nasıl yazılır?

kaldım iki dağın arasında

soğuktan iyice sokulurken birbirine çocuklar
çıt çıkarmazdı soba
varlığı yeterdi ısıtmasa da
hep geç gelirdi bizim oralara baharlar
yüreği bıçkın,
dağları asi olduğundan mı bilinmez

kaldım iki dağ arasında
yeni öğrendiğim bir dille
vurur mu şimdi gölgem Deniz’e

20.11.2009
 

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.