Sayfalar
Çakmaktaşı'ndan
cem adrian etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cem adrian etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gönül Yarası
Uçsuz bucaksız koridorların amansız boşluğuydum... Hatta öyle bir boşluk ki doldukça daha da yalnızlığa boşalan...
Öyle bir boşluk ki gözü korkardı doluluğun...
Öyle bir boşluktu ki düşünce tenime meteor yağmuru gibi kalbim, elim, dilim , cümlelerim etten bir organ gibi dağıldı hece hece...
Ruhumda geçmeyen bir yara olarak kaldı;gönül...
Hadi ! Düş parmak uçlarımdan da gömül...
Sürnot: 🎶🎶Hüsnü Arkan ile Cem Adrian - Gönül Yarası🎶🎶 dinlenerek bir yaranın kabuğu kaldırılabilir.
Yaprak Gibi Yüreğim...

Durduğum yerden bakıyorum hayata ... Hüzünbaz bir şarkının notalarında ayak uçlarıma basa basa yürüyorum... Tüm bu çabam incinmesin diye şarkı... Acıyormuş canım, kanıyormuş kendi harflerine küsen a〰ş〰k... Aldırmıyorum, gerçekten aldırmıyorum ayaklarıma batan sol anahtarına...
Yaprak gibi yüreğim... Yaşamın herhangi bir dalına tutunamayan...
Sırtını sonbahardan yapılma notalara dayayarak yavaşça kaldırım kenarına süzülen , yaprak işte yüreğim...
Dokunma❗ Dağılırım...
Sürnot: "Cem Adrian - Her Aşkın Bir Şarkısı Var" 🎵🎶🎼 dinlenirken yüreğime konan bir karalama...
Ama Sen Sevgili
Yaya geçidinden geçiyordum...
Bir an durdu sandım saat... Bir an yeşil ışık dondu, insanların adımları havada
kaldı ve gözlerim o güzelim yüzüne kondu...
Bunca insan içinde sevgili,
nasıl da fark etmeden beni geçiyordun karşıya... Yüreğim sol yanından
düşüvermiş de eziliyordu asfalt niyetine uzun topuklarının altında...
Adımların, ama adımların ne güzel eziyor beni sevgili… Telaşsız ve yavaş yavaş
attığın o adımların, adımı tekrarlar gibiydi…
Çok içtiğim söylenemez... Hatta hiç içenlerdenim...
Ama sen sevgili karşı kaldırımda
durup nasıl da göz kırpmasını bekliyordun, arkamda duran yeşil ışığın... Beni
görmüyor, tanımıyordun. Gözlerinin içinde çığlıklarla kulaç atıyordum bi tutup
çıkarmıyordun.
Ama sen sevgili; nasıl da
bırakıyordun yanımdan hızlıca geçerken, parfüm kokunu... Bense o kokunun
yarattığı düşsel etkiyle ufak ufak adımlarla uzaklaşıyordum senden.
Ama sen sevgili; öylece savurup
geçerken sosyalist saçlarını, ellerimi nasıl bir yoksulluğa itiyordun... Ahh
benim işçi ellerim, yağlı paslı ellerim hiç böyle dokunamama acısı
yaşamamıştır. Hiç böyle kırılmamış hiç böyle yanmamıştır. Ama sen sevgili,
nasıl da kayıp gidiyordun, parmak uçlarımda hala durur sızısı…
Ama sen, sen sevgili geçip
giderken benden bütün yayalar durdu geçitte. Sen farkında değildin uçuyordum
adeta geçmiyordum ben o geçitten... Adı sadece geçitti. Ben hiç geçmedim ki
senden… Sadece bir esinti, sadece bir kırılgan düş, sitemkâr birkaç cümleydi
hepsi… Geçmedim ki ben hiç senden ama sen nasıl geçip gittin sevgili, geçmeyen
zamanlar gibiydin… Zaman; o büyülü kavram…
Şimdi düşünüyorum da ya ben
kendimde değildim ya da sen hiç olmadın. Belki de seni ben yarattım, belki de
sen beni kendimden geçirdin... Belki de gördüklerim, yaşadıklarımız sadece
edebiyattan ibaretti...
Hadi! Hatasız olmaz hayat,
edebiyatta öyle... Sen imlâ hatalarımla, bozuk cümle yapılarımla geç benden…
Ama sevgili sen ne güzel şiir
yahut ne güzel romandın, yazarının elinden kalemi çalıp seni kendime doğru
akıtmak isterdim. Yahut en azından bi sarılıp öyle ayrılık uğrasın bu sevdaya
diye çok anlatım bozukluğunda yolumu kaybetmeye razıydım… Ama sen sevgili,
karşı kaldırımda arkamdaki ışığı süzüyordun. On yedi saniyede nasıl da yerle
bir olurmuş insan gel de sor bana geç de gör ben de… Şimdi hangi harf/iyatçı
toplar yıkılan cümlelerimi…
Ama sen sevgili; geçerken yaya
geçidinden ben geçtim gittim kendimden... Belki de sen hiç farkında değildin,
belki hiç sevgilim de değil… Seni kaybettim…
Sürnot: 1) Cem Adrian “Seni Kaybettim” şarkısı herhangi bir yaya
geçidinde dinlenirken yeşil ışığı bekleyen yayalar arasına kâğıttan uçak yapımında kullanabilirsiniz bu yazıyı.
2) Tablo Salvador Dali
Zıtlıkların Başkentiyiz
Biz senle
zıtlıkların başkentiydik sevgili…
Geceler uzanır, sokulur girerdi koynumuza… Hayatmış,
yaşamakmış bir sevdanın içinde duble yollarda tekil kalmakmış ha! Ne ararsan
vardı bizde…
Bizden sorulurdu zıtlıklar, bizden… Aynı yatakta, ayrı
düşlere uyumak, ayrı tenlere dokunur gibi birbirimize dokunmakmış.
Aynı göğün altında bakışlarımızı üst üste denk
getirmekmiş… Yıldızları ufalayıp toz banyosu yapmakmış…
Aynı fotoğrafın altına İzmir trafiği kadar cümleleri
sığdırmakmış… Tenlerimiz birbirine geçmişken, dudaklarımız hep sakladığımız
yaralardan kana kana içiyorken;
Haaaa…! Diyorum sevgili hepsine koskoca hatta “a’sı”
sonsuzluğa uzanacak kadar çok sayıda “a’(ğ)la”… Ağla sevgili ağla… Sen yüzümü
gördükçe ben yaramı sana ellettikçe ağla…
Sen sustukça, ben bekledikçe ve sen beklendiğini bildiğin
halde başka tenlere dokundukça ağla… Dil kurumlarına inat “A’sı büyük büyük AğlA…
Hıçkırıkların yok etsin bu şehri, sen ağla yüreğim kâğıttan gemi salarım
yarattığın okyanusa…
Anla artık!
Ben geceler boyu sustukça, sen gündüzler boyu susan, konuşmayan. Ben uzanmaya çalıştıkça, sen kaçıp en inat en
rezil düşlere dalan, zıtlıklardan yapılma bir başkenttik biz sevgili...
Ağlaaa!
Kaptanı olurum yarattığın yalnızlık okyanuslarının, sen ağladıkça…
Ağla
sevgili ağla! İnce kaygan bir ağ olur gözyaşın, sıkı sıkıya geçer boğazıma
nefesim karışır tuzuna…
Ağla! Her
gözyaşına batır batır çıkar beni anca kendine gelir ruhun. Bu roman, bu kitap
anca böyle yakılır… Yağmur yüklü bulutları kıskandıracak kadar ağla ki boğulsun
benim ruhum da...
Gece uzanır sokulur girerdi koynumuza… Hayatmış, yaşamakmış ha…! Bir sevdanın içinde
duble yollarda çoğul yürümekmiş ha! Aynı odada şehirlerarası mesafedeyiz, hadi
çek git daha fazla ağlatma beni…
Sürnot: 1) “Cem Adrian – Biz Senle “ şarkısı dinlenerek okunursa
kâğıttan gemi yapımında kullanılabilir bu yazı…
2) Tablo Salvador Dali
Deniz De Acıtır Tenini Aşk Gibi
Ben sustum... Sen haykırdın...
"Ben seni çok sevdim*" derken nasıl da telaşa
kapıldı yüreğim... Görsen yeni yetme fırlama bir çocuk edasıyla elimi kolumu
nereye koyacağımı şaşırdım... Kulaklarım inanamıyor, dudaklarım okuyamıyordu...
Nasıl yani!
Hıı!
Nasıl olur, hadi canım! Gibi daha bir sürü şaşkın tavuk
kıvamındaki ünlemlerin altında ezilen nokta oluveriyordum.
Sen konuştukça gözlerim daha bir dokunalı, ellerim
yoksullaşıyordu.
Sonbahardı sevgili...
Hava da öyle âşık olacak bihava değildi hani... Ayrılık
kokusu kol geziyordu... Ama sen avazın ve yüreğin yettiğince bağırıyordun
"seni seviyorum, seniii seviyorummm" diye... Üstelik sesine de git
gide hınzır kuşlar konmuşçasına öyle güzel söylüyordun ki ben küçülüp küçülüp
patlamaya hazır bir atomun çekirdeği oluyordum...
Sonra anladım... Sordukça sordum kendime ne bulur benim
gibi bir adamda diye… Belki sen de gördün âşık olunacak biadam olmadığımı... Ne
bileyim! Öyle aksi, öyle kırıntılardan doğan biadam ne verebilirdi sana... Eee
zaten senin de turuncu, mavi, mor acılardan geçecek gücün yoktu... Hoş olsa da
ne olurdu…
Kısaydı sevgili, kısa…
Göğsünde uçuşan kelebeklerin ömrümden de çok kısa sürdü
"seni seviyorum' un "bitmesi... Oysa az beklemedim seni o köşe
başında… Sen gelmedikçe inatla, ben bekledim… Bekledim… Ölür mü dedim insan
beklemekle, bekle oğlum bekle! Yoksul işçilerin bayat ekmek kuyruğunda
beklediği gibi dedim… Hoş ne oldu dedim de…
Şimdi dimağımda bir avuç dolusu hayal kırıklığı, cebimde
tükenmiş kelimeler, zulamda kurumuş aşk kırıntılarıyla besledim güvercinleri, Saat
Kulesi’nin etekleri altına sığınarak…
Ne yalan söyleyeyim. Kirpiklerimden dizlerime doğru akan
turuncu yaşlar da döküldü Ege denizine...
Artık sevgili! Bundan gayri yüzmek için dahi girsen
acıtacak bu sular tenini, tuzu değil kırıntılarım yakacak gözlerini…
Sürnot: 1) Cem Adrian- Ben Seni Çok Sevdim şarkısı
dinlenirken…
2) Tablo
Salvador Dali…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Bir Türk Edebiyatı Klasiği… Birçok kitapsever tarafından okunan hatta bir kaç kere okunan ve başucu kitabı yapılan eserler arasında ...
-
Akl ı mda olsan ç oktan unuturdum... Kancasını şakağıma dayayan korsana heybemde ne kadar cümle biriktirdiysem sadaka niyetine hep...
-
Kendi görüntüsüne âşık olan Narkissos değildim elbet… Bizim hikâyemiz Karaburun’da da geçmiyordu. Dali kadar olmasa da karizma konu...
-
Bıraktım kendimi bir gülün yaprağından.. İki yana açıp kollarımı merhaba diyordum yüzü çalınmış yere yahut yeri çalınmış yüze.. Anestez...
-
Son kırgınlıktı... Uzun zamandır tadını unuttuğum bir duyguydu; aşk... Kelimeler dolusu cümlelere binmiş geliyordu. Ben aşkı yüz metre öte...
-
Hepinizin malumu üç fidanımız… Deniz, Yusuf, Hüseyin… Ama bu sefer bu öykü onların değil, onlara göğsünü siper eden nice ismi...
-
- NOTALARIN GÖNLÜNE KONAN MELEK - O bir üstün yetenek… İki buçuk yaşında nota bilip piyano çalıyor… O Türkiye’ye bir armağan...
-
Sahi❗ Nasıl bir dünya bu...? Yokluğunu durmadan çeşitli ulaşım araçlarının arasına hapsederek, kolumdaki çoğul yalnızlıkla dolaşmak hangi ...
-
Sen benden gider gitmez uykuya verdim kendimi... Rüyamda Nil* Kiew' e davet ediyordu, uyandım... Bi bira açtım. İçtikçe doldu şişe....
-
Seviyooo..Sevmiyo.. Seviyooo.. Sevmiyo.. diye salakça bir fala kilitledim ellerimi.. Aklımda doksan altımış doksan ölçülerine çok yakın b...



