kırgınlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırgınlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kırgınlık Çiçeği

Son kırgınlıktı...

Uzun zamandır tadını unuttuğum bir duyguydu; aşk... Kelimeler dolusu cümlelere binmiş geliyordu. Ben aşkı yüz metre öteden tanırdım da " bazen dünyanın en uzak yeri yine insanın kendisi olurmuş ya"benimki de o hesap kendimde tanıyamadım. Adını koyamadım. "Bu nedir böyle oğlum, hiç yakışıyor mu" gibi daha birçok tümceleri sıkış tepiş doldurup bir vagona aşkın geldiği raylarda kafa kafaya çarpıştırdım. 

Her biri ağır yaralı şimdi o aşk cümlelerinin... Bu aşkın galibi de o çarpışmadan sağ kurtulan da inkar cümleleri, sevgili... Sen istediğin kadar "seni seviyorum" de artık o seviyorum'lu cümleler bitkisel bir hayatın içinde. Ne kökleri uzar ne büyür... Bekler öylece ötenaziyi...
Bekler...
Bekler deniz...
Bekler gökyüzü...
Bekler..su döker gözlerim, pencerenin önünde hep bu son dediğim, kırgınlık çiçeğine...


Sürnot : Tablo Salvador Dali...

Kırgın Baharlar

kırgın baharlardan artakalan, ayrılık
tutunmaya çalışırken ağacın dalına,
dayanamayıp bir gözyaşı ağırlığına,
bıraktı ellerini,
yüreğimin tam ortasında…

kırgın baharlardan artakalan, sevgi
gelip durdu parmaklarımın kıyısında,
bir adım daha atsa,
alıp götürecekti dizlerime bıraktığın,
o nemli ve ılık kelimeleri…

kırgın baharlardan artakalan, hüzün
gelip oturuyordu gözlerimdeki kayalıklara,
dalga ve martı sesleri eşliğinde,
dökülüveriyordu dudaklarımdan ıslak bir türkü,
bunca zaman adını koyamadığım ne varsa,
geçip giderken önümden…

kırgın baharlardan artakalan, özlem
gelip sığındı gözyaşlarıma
o yosun kokulu, deniz tenli ellerin
düşünce birden aklıma,
gidip aramaya başladım hemen
öykümüzün dağılmış sayfalarını,
kırdığımız baharların arasında…

Hep Çizmek İstediğim Kentti,Barış



haritalardan çıkardığım bir kentti, yalnızlık
oysa ne çok nüfusu vardı
hayat duvarına yüzünü kapatıp
sayı sayan çocukların oyunları içinde bile
hep ebe kalırdı

haritalardan sildiğim bir kentti, kırgınlık
uğramasın diye hiç kimseler
adını bile anmasın diye
orayı gösteren bütün tabelaları kırıp
yollarını yıkıp
yeni baştan düzenledim,
her yüz metrede bir,
sevgiye… sevgiye… diye yazıp

haritalardan hiç çıkarmadığım
hatta yenilerini eklediğim bir çok kentti, hüzün
çünkü onlar sonbahar yaprakları gibi
sararıp düşerken,
ben, akıp gittim yüreklerden
yalnızlığa, kırgınlığa dair ne varsa
hepsini katıp gözyaşlarımın önüne
akıp gittim…
yüzünün hüzün kokan kumsalına
sığınarak bir deniz kabuğu gibi
mavisine hasret kalmış sevgilere

haritalara hep çizdiğim bir kentti, ayrılık
çünkü hep yeniden başlardım hayata
annemin sarı sıcak kucağında
salıp gökyüzünün ipini
bağlardım kuyruğuna yitik sevgileri
ve günlerce seyrine dalıp
beklerdim,
haritalardaki tüm kentlere
barışın,
bir bebek gibi gülümseyişini... 
 
 
 

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.