güneş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güneş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Can Kırığı




Cam kırığı değil içimdeki, can kırığı…

Uzanınca ellerim karıştırırdı gökyüzünü… En çok bulutları gıdıklardım. Güldükçe ağlamaları ondan... Akşamüstlerine doğru güneşi amforaların koynuna yolladım mı  ellerime yıldızlar batardı. Aldırmazdım. Sahiden aldır-maz bırakırdım öylece... Düş kaybıymış, acıymış, alyuvarlarım-akyuvarlarım denize dökülürmüş, ha! Dökülsün bana ne! Her dalgada nasıl olsa kendime gelirdim.


Siz bilmezsiniz ne çok geçtim ben aşkın sıratından, Şatt'ül-Arab'ından çividen de çivi Zap sularından da bir ondan geçmedim, vazgeçemedim... Her aşk yeniledikçe ve yenildikçe kendi devrimi yaratırmış ya benimki de o hesap ama cam değil ki bu takımı bozuldu mu yenisini alıp koyasın, can kırığı... Dil kırığı, düş kırığı, cümle kırığı... Dokunup sarmadın ya ten kırığı... O yüzden kanıyor durmadan içim... O yüzden cennetin kapısını çarpmam, cehennemden de daha sıcak bakmam...

Uzanınca ellerim, karışırdı aşka gök/yüzü...
Cam kırığı değil içimdeki, can kırığı…

Zincirleme Aşk Tamlaması





aşk;
benzerdi sana…

güneş değince parmaklarımıza
Photo by Postitşairi
gökyüzü gülüşüne kanar,
martılar dalgalara,
deniz maviye…
ve ben
balıkçı takası oluverirdim gözlerinde…

Güneş Sensin Şiir Yüreklim

bakınca yüzüne,
cezayir menekşeleri gibi açıverirdi umutlar penceremde,
bir sabah serinliğinde, getirirdi kokunu rüzgarlar
yarım kalmış şiirin mısraları gibi akardı gözlerimden,
binlercesini görürdüm rengarenk hayallerin,
şiir yüreklim…

şiire benzer bir tat vardı sende,
hani sarsılsa bu dünya yerinden,
bölünse ortadan ikiye,
köprü kurardı mısraların yüreğimden yüreğine,
ve nice sevgi yolcusu geçerdi üstünden,
kırılmış…
parçalanmış…
un ufak olmuş yürekler geçerdi üzerinden,
güneşe taşırdın gocunmadan,
güneş sendin, şiir yüreklim…
güneş sen…

kucağına alıp isyanı ninniler söylerdin,
haykırışlara…
feryatlara…
ve nice kükreyen dağları dize getirdin,
güneş sendin,şiir yüreklim
baş kaldırırdın dağlara, bir ay karanlığında.

öksüzdü çocuklar ülkende,
anne şefkatiyle okşadın,
yatırmasınlar diye gözlerini ırmağa,
sen, yatırdın koynuna…
korudun…
geleceğin ak güverciniydi onlar,
büyüttün…
güneş sendin çünkü şiir yüreklim,
güneş sen…
doğacaksın yeni yeni sabahlara,
haksızlığın tam ortasından,
sevgiye…
barışa ve dostluğa…
doğacaksın, şiir yüreklim
güneş sensin,
güneş sen…

Doğruların Yalancısı

ağlıyorum...
biraz işsizliğe,
biraz da, yolumu toza dumana katan bakışlarına
yoo... yoo..
yalan söyledim,
sözlerinin bir tanesi kaçtı da gözüme
sulandı sadece,
ağlamadım...
hem ben ağlasam
sarı sıcak yağmurlar yağar
güneş dayanamaz bayılır
bütün işsizler toplanıp
ellerindeki bir baş kuru soğanla
ayıltmaya çalışır 






Biyografi


doğduğuma en çok babam sevinmiş,
oğlum diye diye 
demirleri tutuşturup el ele
merdiven dayamış güneşe…
altı yaşımda okumaya başladım.
yedimde, ilk dayağımı solağım diye yedim.
sekizimde ise aşık oldum
ikinci dayağımı da on yaşımda
aşık oldum diye
ilkokul öğretmenimden yedim
neymiş efendim!
küçük diye yaşım, aşık olamazmışım
ilkokulu bitirdiğimde,
koparmak istediler, beni okuldan
“bu çocuk okumaz” diye
ilk ve tek direnen annem oldu
gözünde yaş, ayağında terlik
koşa koşa yazdırdı beni okula
uzunca bir aradan sonra
tekrar aşık olmuştum
on üçümdeydim…
ama korkup kimseye bir şey diyemedim
yine dayak yerim diye
sevgimi söyleyemedim…
liseyi bitirdikten hemen sonra
bir işte çalışmaya başladım
ilk işimdi,
para kazanıp büyüdüğümü gösterecektim herkese
sonradan anladım
annemle babamın sevmedikleri şeyleri
niye kazanmaya çalıştıklarını…
on altım akarken yavaş yavaş on yediye
ilk şiirimi yazdım
aşık olduğum bir kıza
adının ilk harflerinden oluşmuyor diye şiir
terk etti beni
sonraki şiirlerimse bu gidişin ardından oldu
ve ilk harfleri hep ayrılığı anlattı
on yedime girdiğimdeyse ayrılığın acısı
yaşıma iyice yaş kattı
arkama dönüp baktığımdaysa
babamın güneşe dayadığı merdivenin
yirmi yedinci basamağındaydım
çok kızı sevdim…
çok iş değiştirdim…
çok da işsiz kaldım…
parayı değil ama
insanları kazandım…
şimdiyse;
hâlâ solağım…
aşığım…
okuyorum…
ve kazanmaya devam ediyorum…

Giyindikçe Onlar Soyunacağız




çıplaktı her taraf
tenim…
yüreğim …

 

  
ay çıkarmıştı incecik saten geceliğini üzerinden
yıldızlarsa soyunmuştu bulutlara
çırılçıplak koşturuyordu bu gece gökyüzü
bir çocuğun avuçlarına

o çocuk ki,
şehit vermiş güneşe babasını
o yüzden çırılçıplak bırakmış geceyi
her sabah görürüm umuduyla da
bir avucuna dev ’ i
bir avucuna da rim ’ i alıp
kaldırmış sıkarak yumruklarını,
kaldırmış güneşe doğru
o yüzden her sabah
her sabah,
çırılçıplak bir devrim gelip çalar kapımı. 




NOT: Foto çeşitli internet sitelrinden alınmıştır.

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.