Düş Böceği




 Bıraktım kendimi bir gülün yaprağından.. İki yana açıp kollarımı merhaba diyordum yüzü çalınmış yere yahut yeri çalınmış yüze..
 

Anestezi almadan vuruyordum düşlere neşteri.. Denizyıldızlarından çalıp denizi, çadır kurdum kendime.. Kaçak yaşamlardan bir farkım yoktu.. Ne zaman gül dönse yüzünü ben kaçıyordum.. Kaç, kaç gelmelere eşdeğerdi. Umurumda değildi doğrusu.. Ben sadece gülün en yüksek yeri neresiyse oraya çıkıp iki yana açtım kollarımı. Şimdi bir uğur böceği bile yenebilir beni..


Rüzgâr hafifçe eserken ve yüreğim Charles’in soyadını verdiği Richter ölçeğinin de ölçemeyeceği frekansta sarsılırken, ne çok isterdim kanatlarını çalmayı o uğur böceğinin ama yaşam koca bir düş böceği; gül'üm..

HAYIR Demesini Bilmeli İnsan




Güzel tarafından bakınca ne kadar berbat bi'yanı olduğunu görüyordum hayatın..

Betonun altında ezilen; toprak.. Işığın ardındaki; karanlık..
Yüzsüz gölgeye sığınan; yüz mesela.. Hepsi ne kadar berbat.. Hepsi ne kadar, kap-kap-kapanın elinde kapital..

Biz eskiden bu kadar yoksul değildik.. Sokak hayvanlarıyla ekmeğimizi paylaşır, son yudum suyumuzu bi'çiçeğe bağışlardık.. Sevgileri bi'koşula bağlamaz, -li'li, -la'lı ekler takmazdık insani duygularımıza..

Yani demem o ki canım kardeşim; en azından berbat tarafından bakınca hayata güzel yanlarını görebilmek için HAYIR demesini bilmeli insan..

Halim Şefik – Otopsi


Halim Şefik Güzelson; ben ona Türk Edebiyatımızın gizli şairi diyorum. Garip akımı kurucularının yakın arkadaşı.. Aşağı yukarı Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat ile aynı zamanlarda şiir yazdığı biliniyor.. Melih Cevdet onun için “ az yazardı, seyrek yazardı ama yazdıkları belleğimizde kalırdı” diyor ve ekliyor “ Halim, bu kitabıyla bizim kırk yıllık şiirimizi temize çıkarmıştır.” 

Halim Şefik şairliğinin yanı sıra Gümrük ve Tekel Bakanlığı'ndaki memurluk görevinden emekli olduktan sonra, gezgin kitap satıcılığı yaptı.. 1978 yılında az sayıda bastırdığı bu OTOPSİ kitabını dostlarına dağıttı.. Bendeki “OTOPSİ” ise Adam Yayıncılık’ın 1984’deki ilk basımı.. 70 sayfa Garip’çe yazılmış şiirler.. Garip akımının, Orhan Veli’nin ruhu geziniyor adeta her sayfada.. Duru, sade anlatımın altında yatan müthiş güzellikte yalın seslenişler..

“Bu bir kılıç balığının öyküsü
Yazılmasa da olurdu
Ama bizi yeni sulara götürecek akıntı durdu
Uskumrunun arkasında gidiyorduk
Sürünü içinde ben de vardım
Sırtımda bir zıpkın yarası” diye maviliklerde ilerleyen “Balık Ağzı” şiirini hemen hemen hepimiz duymuşuzdur Ezgini Günlüğü, Ahmet Kaya gibi sanatçıların sesinden..
Otopsi’ şiirine değinecek olursak, Orhan Veli’ye ithaf etmiştir.. Şiirin hikâyesini ise Sunay Akın’ın bir gösterisinde dinlemiştim.. Aklımda kaldığı kadarıyla şöyleydi hikâye; Son Yaprak dergisi için Sunay Akın röportaj için Halim Şefik’in evine gidiyor ( ki Sunay Akın’ın Halim Şefik’i bulmasının hikâyesi de bir o kadar hoştu..) Halim Şefik; Orhan’ın öldüğüne o kadar üzüldüm ki üç beş aydır bir şey yazamadım.. Eş dost hep yazdı Orhan hakkında ama ben yazamadım. Altıncı ayda oturdum masaya sabahın köründe yazıp yazıp atıyorum.. Yazıp yazıp atıyorum.. Neden sonra tamam bitti dedim.. Bittiğinde saat sabaha karşı beş civarı büyük bir heyecanla hanımı uyandırdım.. Şiiri okudum.. "“Çok kötü” dedi.. Benim hanım şiirden hiç anlamaz onun iyi dediklerini yırtar atarım.. Kötü dediklerini saklarım.. İşte o yırtmayıp sakladığı şiir “Otopsi”..


“Morgda açılınca kafatası
Doktor beyler beyin gördüler
İndirince ten kafesine neşteri
Doktor beyler yürek gördüler
Yürekte ne gördüler dersiniz
Yürekte memleket gördüler
Dünya gördüler
Bir de dost gördüler
Ama bu işte doktor beyler
Doğrusu geç kaldılar
Çok geç kaldılar”

Son olarak; Mallarme’nin bazı şiirlerinde, Guillaume Apollinaire’in, Paul Eluard’ın bazı şiirlerinde, Attila İlhan’ın şiirlerinde görmediğimiz noktalama işaretleri Halim Şefik’in şiirlerinde de hiç görülmez.. 


Takas




Takasa verilmiş kitap gibiyim..
Ezberleyip ezberleyip hep yanlış söylediğim bir şarkının nakaratı beyin hücrelerimi kuşatırken, seni tutup çıkardım sahaf raflarından..

Dumanlı bir ses zihnimde "..right above a dirty bookstore.."* diye yol alırken, parmak uçlarımda rengâyalnız hayatlar sevişirdi.. Sonra bi'sincap kompleksi otururdu zihnime ki sorma gitsin.. Belki bunca mülkiyetçiliğe karşılık Ursula K. Le Guin "Mülksüzleri" yazmıştı, bilmiyorum ama
ellerim o kitaba uzanırken ; "Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir.. Devrim'i satın alamazsınız.. Devrim'i yapamazsınız.. Devrim olabilirsiniz ancak.. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiç bir yerde değildir..**" diye sloganlar atıyordu adeta Le Guin tenimin miting alanlarında.. 


Hadi.! Madem devrim var işin ucunda, ver beni takasa da al yalnızlığı.. Biraz da onu oku sevgili.. 




Sürnot : * Tom Waits "Christmas Card From A Hooker In Minneapolis " şarkısından..
** Ursula K. Le Guin "Mülksüzler"den.. ▫

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.