SEÇMEN GÜNLÜĞÜ - Kapa Gözlerini Aydınlığa -


Kapatın gözlerinizi…
Yoo... Yoo... Kapatırsanız yazılanları okuyamazsınız. O yüzden şimdilik o cümleyi unutun. Yani kapatmayın.

Ne var meydanlarda, ne vaat ediliyor bizlere…
Ya da ne verilmemişte bundan sonra verileceği, yapılacağı taahhüt ediliyor.
Şaşşşıp kalıyorum doğrusu.
Niye mi?
Çünkü bu güne kadar gördüğüm ve izlediğim seçim çalışmalarında seçmene AKP’den projeler, sözüm ona marka kentler…
MHP’den film teklifleri… Artık o filmde ister av olun ister avcı o size kalmış.
CHP’den ise herkese rahat bir nefes... Ne dersiniz belki sade vatandaşı 30 küsur vergi yüküyle cebelleşirken bol keseden vermek, bol keseden almaktan geçmesin; gibi vaatler geçiyor aslında partilerin yükselen nidaları arasında.
Yoo... Yoo… Durun daha kapatın demedim gözlerinizi.

Sonra biri gelir kepenkler kapanır. Diğeri gelir açılır. Ardından başlar siyasi fasıllar vur patlasın çal oynasın da nereye kadar be kardeşim. Sorunu sadece kepenk boyutuna indirgemek bu kadar ucuz mu? Hem madem dilinize dolanıp dolanıp düşen demokrasiyi bu kadar benimsiyorsunuz niye gösterilen demokratik tepkileri kaldıramıyorsunuz (tekel işçilerinden çiftçiye kadar). Hem sonra siz açılım açılım diye yelken açmadınız mı cari açıklara…   

Tamam. Hadi biraz kısabilirsiniz gözlerinizi televizyonlarda parti reklamları dönerken uzayıp giden maviliklere…  Çünkü baş döndürecek güzellikte hepsi. Birinin sesine karşılık öbürünün hayalleri, ütopik projeleri. Bütün bunlara karşılık diğerinin tepeden tırnağa herkese vereceği nefesi…
Sahi gerçekten CHP reklamımı gerçek Türkiye, AKP reklamı mı yoksa MHP mi?
Şaşşşşııııppp kalıyorum. Ağzım bir hava limanı açıklığıyla hem de...
Amannn durun sakın. Ben ağzımı açtım diye siz kapamayın hemen gözlerinizi. Bu işten bi sürpriz doğmaz bize.
Neyse dağıtmayalım konuyu.
Hıı.
Nerde kalmıştık.
Reklam diyordum. İyisi kötüsü olmaz. O yüzden çok çalışmak gerekir çookkk. Her ilin büyükşehir olabilmesi için. Düşünmeden geçim derdini, okul masraflarını ve geleceklerini en az üçlemek lazım.
Neyi?
 Neyi olacak canım çocuk sayısını. Ne kadar üçledin o kadar yakınsın büyükşehir olmaya. Yani büyük aile, büyük şehrin yanına, küçük küçücük kalan hayal olan gerçekler. Çünkü kadının görevi kocasına itaat etmek, doğurmak, çocuk bakmak, bulaşık yalaşık, vs. gibi görevler ya nasıl olsa.
Hıı… Unutuyordum bak az daha bir de dekolte giyip milleti tecavüze teşvik etmek. O yüzden büyük ailede itaatkâr kadınlar olsun ama boş ol deyince de kadınları koruyan bi yasa olsun.  Öyle bir kelimeyle aç ve açıkta kalmasınlar. Çok şey mi istiyor üresin, üretmesin oy hakları var lakin söz hakları olmasın… Nasıl uzaklardaki mavi dediğim manzara. İyi mi izlemesi, yaşaması, görmesi…

Hadi kapayabilirsiniz şimdi gözlerinizi… Artık yazı bitiyor. Yalnız son bir şey “gözlerinizi karanlığa değil, aydınlığa kapayın.”
Ve bi düşünün… Bir daha düşünün… Televizyonda izlediğiniz her şeyin gerçek olmadığını.
Haydi, kapayın gözlerinizi aydınlığa…

Kaynak, Alıntı: cakmaktasi.wordpress.com

Geçip Gittin

geçmeyen
kaç zaman
tanıdım ben,
sen farkında
değildin,
hepsi geçip
giderken.

SEÇMEN GÜNLÜĞÜ - Gerçekleşen Hayaller Kimin -

Kaç günlerdir meydanlarda, televizyonlarda kaset siyasetinin en hasını, siyasetin doğasını izliyoruz. Oysa hayatımızda her şey sansüre uğrarken seçimlere o sansürleri malzeme yapmak sansürden sayılmıyor. Dolayısıyla RTÜK bu olayları bizle beraber izliyor.    
Bu kadar ucuz mu?
Çirkin şeyler bunlar diyesi geliyor insanın. Lakin kardeş siyasetin doğası budur. Ne gerek var şimdi hoca efendiyi adres göstermenin. Onun mevkii, makamı bunları yapmayı müsaade etmez. Yani o kadar ki Bahçeli’ de kim oluyor derecesinde.
***
Kim ne derse desin kardeş, 67 gazeteci içeride…
Muhaliflik susturuluyor, korkutuluyor…
Hepsi hayaldi, gerçek oldu.

İşçiler, memurlar, öğrenciler hiç bu kadar çok sokağa dökülmemişlerdi.
Özellikle TEKEL işçileri nasıl direnmişlerdi de kulaklar tıkanmıştı.
Sonra Telekom’dan Petkim’e ne çok özelleştirmeler yapıldı.
Ne güzel,
Hepsi hayaldi gerçekleşti.

ÖSYM’de şifre filizleri meyve verdi. “Var ama çekilmedi.”
Mailleri kaale almayanlar, mailler toplamıyla Ergenekon, Balyoz, Çekiç, Pense, Tornavida vs. yaptılar.
Hepsi hayaldi gerçek oldu.

Çok şükür!
Darbeciler referandum maddeleriyle yargılanacak deyip unuttular…
Sendika, toplu sözleşme diye emekçileri ne güzel pışpışladılar.
Yetmez ama evet dediler.
Vay be!
Ne hayaldi gerçek oldu.

Bunca yıl usta görünümlü çıraklar ne güzel ustalık yapmışlar.
“Ananı da al git” den “Askerlik yan gelip yatma yeri değil” lere kadar tutun da “ucube” görünümlü heykele kadar ustadan azarlar başlığıyla siyasi tarihimize yazıldı.
Sonra kim derdi bir emniyet müdürü kitap yazacak da içeri atılacak diye. Ardındansa yayınlanmamış kitap toplatılacak.
Evet…  Evet…
Hepsi hayaldi gerçek oldu.

Yoksulluk ve açlık sınırı altında kalan asgari ücretle geçinme sanatı yapanlar.
Kuru bakliyattan tutun da kömüre kadar dağıtılanlar gerçeği yansıtırken, biz hala oturmuş kanaldan nasıl bir rant sağlanacak düşünemiyoruz da buna iktidar imzası diyoruz. 
Sonra nasıl oluyor da bursla okuyan çocuklar, milyon dolarcık gemicikler almışlar üç maymunu oynuyoruz.
Bu nasıl bir hayaldi de böyle gerçek oldu.

Çok şükür, doymaya çalışıyoruz ya o yetiyor bize.
İhracatın tavan yapması, GSMH’nin bir Allah kuruşu reelde artamaması…
Dış borç, iç yiyişmeler…
AB’ye trip atmalar.
Çok şükür!
Hepsi hayaldi gerçek oldu.

Günbegün akaryakıta kuruş kuruş zam yapılması…
Batıda “one munite”le Ortadoğu’da kahraman ilan edilmeler.  Sonra Kaddafi’nin elinden ödül almalar…
Hepsi ama hepsi hayaldi, gerçek oldu.
Ohh… Ne güzel.
***
Son 9 yıldır yapılmayan ne varsa şimdi hepsi seçim meydanlarında. Yani bu demek oluyor ki iktidar kendi yapacaklarını anlatırken neler yapmadığıyla çıkıyor karşımıza.
Yok… Yok, yapacaklardı da zaman yetmedi bence baksanıza hayallerimiz hep gerçek. O yüzden olsa gerek böyle hayal-et gibi dolaşmamız.
Düşünüyorum… Düşünüyorum…
Onca insan açlık sınırının altında yaşarken, işsizlik çağın hastalığı sayılmışken…
Acaba diyorum, kimlerin hayalleri gerçek oldu.


Kaynak Alıntı: http://www.cakmaktasi.wordpress.com/

El İzlerim





daha çok ufaktım,
o zamanlarda öğrendi gözlerim ağlamayı,
çocuksu bir yüzden akıyordu,
el izlerim, oyuncakçı camekanlarını süslüyordu
daha çocuktum...ağlıyordum...



terk edilmiş bir çocukluktu benimkisi, 
arkadaşlarım saklambaç, körebe oynarken
ellerim yüzüme dayalı bir taşın üstüne oturup
çocukluğumu izliyordum ben
daha çocuktum oysa, ağlıyor... ağlıyordum...
ufacık ellerimle avutuyordum akan yaşları
ve düşen her damlada biraz daha büyüyordum

daha çok ufaktım, hevesliydim büyümeye
büyüyünce her şeyin olur derdi, annem
oldu annem, oldu...
dünün damlaları bu günün koca nehri oldu
benimle büyüdü acılar, benimle soldu güller
bak, büyüdüm...büyüdüm...
ama hâlâ süslüyor el izlerim, oyuncakçı camekanlarını
ağlıyorum, annem...

Dudakların

Sigaramın yanan ucunda şimdi dudakların,
Her an beni yakan,
Çektikçe kederime kederler katan,
O dudakların hâlâ aklımda.

Kayboluyordu zaman bir hastalık gibi
Zaman zaman siman,
Dokundukça dudağıma o dudakların,
Açıveriyordu yanağımda, belki de bir gül yaprağında
Atıyordum kendimi işte o an,
Akreple yelkovanın yarışmadığı anılara

Günbatımı rengindeydi,
Kayalıkları döven, dalgalı dudakların
Yarenlik ederdi martılara,
Gemiler sığınırdı inadına dudaklarına,
O dudakların var ya, bilsen
Saklı başımda uçuşan yıldızlarda...

Doğruların Yalancısı

ağlıyorum...
biraz işsizliğe,
biraz da, yolumu toza dumana katan bakışlarına
yoo... yoo..
yalan söyledim,
sözlerinin bir tanesi kaçtı da gözüme
sulandı sadece,
ağlamadım...
hem ben ağlasam
sarı sıcak yağmurlar yağar
güneş dayanamaz bayılır
bütün işsizler toplanıp
ellerindeki bir baş kuru soğanla
ayıltmaya çalışır 






Bul-ma-ca



soldan sağa yazdım olmadı,
yukardan aşağı yazdım dolmadı,
hep bir şeyler eksik kaldı,
tam buldum derken,
onu da göz yaşlarım alıp götürdü.
bana mürekkebi dağılmış
sorular kaldı. 

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.