İŞTE MEYDAN İŞTE ASGARİ ÜCRET

Öğünmek gibi olmasın sağlam empati yaparım…
Hem öyle böyle değil, benimki yapmanın ötesinde yaşamaya kadar gider bazen… İşte bu da öyle günlerden bir gündü…
Meclis TV sustu…
Herkes uykuya daldı…
Sonra sabah bir kalktık ki ne görelim…
Vekiller kıyağın en babasını kendilerine geçmişler.
Sonra düşündüm. Hak etmişlerdir canım… Yani hakları…
Yani gerçekten hak vermeye çalıştım, didindim…
Sanırım hayatta yaptığım en güzel, en zorlu empatiydi bu…
Yaşasın! Sonunda et yiyebilecektim. Gerçi doktor yasaklamıştı ama olsun. Yiyemesem de yiyebilecek kıvama gelecektim.
Sonra oturduğum evin kirasını her ay zorlanarak ödüyordum. Bazen hatta gününü bile kaçırdığım oluyordu.  Her ne kadar ev sahibi, oğlum olsa da kirayı aksatmamak lazımdı.
Kıt... Kıt kanaat geçiniyordum. Sonunda bir zam geldi de kıtın birinden kurtulduk.
Diye, diye hep bir haklılık aradım. Buldum mu? Buldum güzel kardeşim, buldum…
Bu ülkede kriz yok… Enflasyon tek haneli rakamlarda diyenlerin koca hem de koskoca bir yalan söylediğini…
Tüh… Ağzımdan yanlışlıkla yalan çıkıvermiş… Kusura bakmayın biraz ağır kaçtı… En doğrusu sanırım ekonomik hesaplamaları n içerisinden çıkamadıkları veya kendilerinin görmek istedikleri şekilde hesap yapmaları olacaktı. Neyse düzelttik mevzuyu son anda…
Hadi diyelim her şey doğru.
Eee… O zaman vekilin bilmem kaç binlik maaşla geçinemediği bu ülkede siz asgari ücretliye, emekliye yaptığınız ya da yapmayı düşündüğünüz zam yavrusuyla ne demeyi düşünüyorsunuz…
Ya da ne diyorsunuz da biz anlayamıyoruz…
Hani çiftçi, işçi, memur zam istediğinde imkânlar bu kadar demesini biliyorsunuz da iş kendinize gelince o imkânları niye düşünmüyorsunuz… 
Yok… Yok… Hemen günahınızı almayayım. Bence kesin siz de o imkânları düşündünüz.  Yoksa eminim o kadar zamla kalmaz daha fazlasını yapardınız.
Neyse canım gözümüz yok. Lakin bizimde birazcık yaşamaya hakkımız olduğunu düşünüyorum…
Dedim ya en başta çok sağlam empati yaparım diye.
Yaptım… Kısa da olsa gayet güzel yaşadım… Ne yalan söyleyeyim ben de biraz geçinmekte zorlandım.
Hadi siz de sağlam olmasa da birazcık asgari ücretle geçinin…
Bırakın vekilliği, dokunulmazlığı bir kenara da görelim kaç tane kâğıttan gemi yapabiliyorsunuz…
Yahut kaç tane maketten eviniz olabiliyor…
Ya da kaç oyuncak araba alabiliyorsunuz…
Hadi işte meydan işte asgari ücret…


BÜTÇE GÖRÜŞMELERİ - Bedavadan Çok Pahalı-


Yine geldik usta, zurnanın son deliğine yani geleneksel bütçe görüşmelerine…
Kim kime ne demiş…
Kim mecliste ne giymiş…
Kim kürsüden bardak fırlatmış…
Kimler kürsüden iteklenmiş…
Kim kürsüden grafiği ters tutarak 3 çocuk tezini doğrulamaya çalışmış…
İktidarıyla muhalefetiyle hepsini gördük çok şükür… Tabi bütçe hariç…
Alınmayın hemen canım, kendisini göremedik ama bu yıl nasıl olduysa 2 milyar bilmem kaç TL fazla vermiş. Yani Maliye Bakanının ağzıyla size aynen iletiyorum  “ son 28 yılın en iyi bütçesi”…  Bu da demek oluyor ki geçen son 9 yıldan hatırlıyorum. Her yıl bu zamanlar iktidar geleneksel bütçe görüşmelerinde tutundukları, sarıldıkları ve savundukları o güzelim bütçe görüşlerini kurulan bu cümle nasıl da özetliyor.  Bence aslında bakanın dili de sürçmüş olabilir son 8 yılın diyecekken 28 sehven çıkıda vermiş olabilir ağzından…
Kim bilir belki de deprem vergileriyle duble yol,
İşsizlik ödeneğiyle seçim çalışmaları…
Elektrik, su vergileriyle milletvekili maaş artışları…
Maaşlarımızdan kesilen vergilerle meclise, HSYK’ya gıcır gıcır araçlar alındığı…
Bedelliden gelecek paralarla ise göstermelik olarak şehit ve gazi ailelerine ucundan azıcık verip, meclis sekreterlerine, milletvekili danışmanlarına zam yaptıkları için olsa gerek bütçe bu yıl en iyi oldu.
Evet…  Evet… Bütçenin cebimize yansımadığı yine klişeleşmiş bir bütçe görüşmeleriyle geçiyor hayat hem de tozzz pembe…  
Aslında bu bütçe üzerine o kadar çok şey söylenebilir ki o kadar çok konuşulabilir ki lakin o kürsünün ihtişamından mıdır nedir bilinmez, o bana şu cümleyle sataştı, bu bana şu cümleyle sataştı kürsüden sayın başkan deyip cevap hakkım doğmuştur, demelerle geçiyor meclis mesaileri…
Anlamış değilim usta, asgari ücrete yüzde üç zam yap, işsizlik maaşına kota koy, herkesten işsizlik kesintisini aynı oranda yap ama ödeme yaparken de en baba maaş alana bile asgari ücretin yüzde sekseni baz al. Sonra da de ki buradaki fonda para birikti bunu hazineye aktaralım. Ehh be usta hangi adaletsiz dünyada bu adildir.
Önceden üç tarafımız vergilerle çevrili idi. Şimdiyse kafamı nereye çevirsem vergi… 
Bedava yaşam da o Orhan Veli şiirinde kaldı.
Artık her şey bedavadan çok pahalı…



Aylardan Aralık, Günlerden Tanışma

Yine aylardan Aralık, günlerden tanışma…
Sevgilim…
Her zamanki günlerden daha az ara beni bugün.
Akşam olunca yahut sabah uyanınca seni yanımda bulacakmışım gibi olsun her şey…
Ne olur yüz bulmasın ayrılık… Daha demincek tanışmışız gibi bırak pırpır etsin yürek. Avuçlarını ısıtabilme hayali sarsın tenimi… Sonra ardından dökülsün o dudak ıslaklığın…
Sevgilim…
Yine aylardan Aralık, günlerden tanışma…
Bırak soluğunu soluğumun yanına. Hiç ayırma ayrılsa da bedenlerimiz, hayat bizi atsa da ayrı kıyılara;
Sakın!
Dışarda soğuk bakan havanın, camlarımızda bıraktığı gözyaşlarına her zamankilerden daha güçlü çizelim, işaret parmağımızla adımızın baş harflerini o kalplerin içine…
Sevgilim…
Tenim sana uzak olabilir,
Ellerim…
Gözlerim…
Hatta bedenim de gitmiş olabilir…
Ama ben inatla daha dik bakarım hayata, sen o ses tonuyla usulca aşkı bırakınca koynuma…

İyi ki doğduk…
Sevgilim,
İyi ki… den sonra gelecek her cümle ne güzel anlatır bizi...



BEDEL -Üstü Kalsın-


Şimdi bir düşünelim…
Bedelli askerlik çıkacakmış. Çıksın kardeşim…  Milleti altmış ay krediyle vatanına hizmet ettirin. Günlüğü bir liradan ya da çalıştırtın. Ya da isterseniz askerliği kaldırın. Vicdanı olan ret etsin, vicdansızlar yapsın.
Hepsi iyi güzel de ya bu vatana ömrünün en deli, en verimli, en taze, en körpe, en aşkla yüklü çağlarının yirmi dört, on sekiz ya da on beş gibi vs. aylarını verenlerin ödedikleri bedel ne olacak.  Sonra gazilerimizin, şehitlerimizin kanla ödedikleri neyin bedeli…  Hangi hesap hangi kalem hangi maaş karşılık gelir ödenen o bedellere…
Bir bedel ödenecekse şayet, zaten onu yıllardır ödüyor bu millet.
Korkuyla…
Sindirilmişlikle…
Baskıyla…
Aba altından sopayla…
Demokrasinin ileri örnekleriyle hatta öyle ki bizde olup da hiç kimse de olmayan örneklerle…
Bedelli çıkacakmış… Çıksın kardeşim ama bir tek askerlik için değil…
İşsizliğin de onu düşük gösterenlerin de bir bedeli olsun…
Asgari ücretlinin de bir bedeli olsun, örneğin yoksulluk ya da açlık sınırı…
Elektriğin, suyun, doğalgazın nasıl bir bedeli varsa öyle olsun emeklinin de bedeli…
Benzinin, mazotun nasıl bir ederi varsa, işçinin de emekçinin de kâğıt üzerinde değil de gerçekte olsun bir sendikası…
Evet.
Her şeyin bir bedeli var bu ülkede…
Yılmaz Güney de ödedi.
Nazım Hikmet’ te…
Ahmet Kaya’da…
Daha adını sayamadığım onca sürgün çiçeği ödediler hatta üstü kalsın bile dediler…
Ve günümüzde hala bedel ödeyenler var. Kimi içerdeyken dışarıda, kimi de dışarıda iken içeride… Bir de sıra bana da gelir mi diye soru soranlar var.
Şimdi siz düşmüşünüz askerliğin bedeline…
Olsa ne olur olmasa ne olur…
Bakın Van’a fazlasıyla ödemedi mi bedeli…  Gölün kumlarıyla yapılınca evleri…  Sonra valinin tarif ettiği otellerle ödenmedi mi bedeller…
Olsun kardeşim!
İhmalkârlığın…
Görevini hakkıyla yapmayanın…
Bir tek kadına değil, şiddetin her türlüsünü kullananların…
Bağımsız kurumları bağlayanların…
Özgürlüğe gem vuranların…
Ödeyecekleri adam akıllı bir bedel olsun…

Olsun be kardeşim…
Bedelli askerlik çıkacakmış…
Çıksın…
Öle öle öğrenmeyelim…
Acı çekerekse hiç ödemeyelim artık.
Alışığız nasıl olsa taksit taksit öderiz…




ÖTV’nin En Güncel Versiyonu

Dur!
Bırakın sigarayı,  içmeyin kardeşim…
Alkolü de az tüketin (Bak dikkat ettiyseniz ona da içmeyin demedim “az” dedim.  Yani biz buna siyasette ne kadar demokratik söylem diyoruz. )…
Mümkünse doğalgazı, kömürü de…
Bırakın lüks arabalara da binmeyi, sizin harcınız değil onlar…
Metrobüs… Otobüs… Dolmuş… Tramvay… Hatta tabanvay neyinize yetmiyor.
Ve sevgili zam savarlar…
Zam severler…
Zamla yatıp zamla kalkanlar…
Artık zam bağımlısı olup zam uğruna aklını yitirenler işte karşınızda en güncel sürümüyle ÖTV’nin yaşarken öldüren versiyonu  Artık bundan sonra yeni versiyon yok. Bu son… Kıymetini bilin… Bundan sonra ÖTV’nin yanına ek paketler, yamalar falan gelir, tabi sevgili ÖTV’miz demirbaş kalmak koşuluyla…  Örneğin; GTV( Genel Tüketim Vergisi), ZTV(Zaruri Tüketim Vergisi), STV( Sosyal Tüketim Vergisi), YTV( Yaşam Tüketim Vergisi) ve son olarak da HTV (Hava Tüketim Vergisi)  gibi… Çünkü bundan sonra ne gelirse gelsin ÖTV paklamaz bizi… Adı üstünde o Özel’di, artık biz özelden çookkk ötelerde bir şeyler istiyoruz o yüzden durmayalım biz zamma devam edelim.

Eee ne yaparsınız bıçak kemiğe geçmiş bi kere… Carrrrr-iii diye diye. E ne diyelim doğrusu Yunanistan gibi olmamak için yapılmış. Özür kabahatten büyük yani baksanıza ekonomide ne hale gelmişiz… Allah’tan o zamanların krizi teğet geçmiş ya dik geçseymiş vay halimize o zaman... Şimdi insanın; nereye gidiyor bu kadar vergi diyesi geliyor lakin diyemiyorum, aklıma öğretmen maaşını geçmeyen milletvekili maaşları,  emeklilerden esinlenilmiş milletvekillerinin yaşamlarını lükse döndürme faaliyetleri, meclise alınan-kiralanan lüks otolar, vs. falan gibi şeyler gelince kesin diyorum bu vergiler işçiye, memura maaş zammı olarak geri dönüyordur ya da dönecektir… Yani belki olur da bir gün teğet geçebilir…

Anlamaya çalışıyorum. Asgari ücrete, işçiye, emekliye zam yapılacağı zaman haftalarca, aylarca görüşülüyor ve netice de bir kilogramlık kıyma parası çıkıyor.  Ama bir gecede zamlar, güncellemeler kapımıza bırakılıyor. Gerçekten anlamaya çalışıyorum. Matematiğe koysam olmuyor, maliyeye koyuyorum taşıyor, ekonomiye koyunca boşalıyor.  Nasıl hesaplandı acaba bu Özel işlem. Yunanistan’ın şimdiki hali çarpı geçmişin teğeti artı carinin verdiği o gözlerimizi yuvalarından çıkaran frikik, artı… Aaaa az evvel cebimin ücra köşelerine sıkışmış bikaç lira vardı kim manipüle ettiyse söylesin bak hemen yoksa çok kötü olur…

Dur…un!
Altın alamıyorsanız pırlanta alın…
Bırakın cep telefonlarını, güzelim dumanla haberleşmek varken…
Satın garajlara sakladığınız Porscheleri, Ferrarileri, Maseratileri de binin hemen kuş serisinden istediğinize…
Gemiciklerinizi de satın. Salla, takayla yapın ticaretinizi… Ya da hiç olmadı yüzme de mi bilmiyorsunuz be kardeşim.
Sonra çıkarın sakladığınız yerden gaz lambalarınızı da sökün evinizdeki ampulleri bu saatten sonra kullanmayı verin elektriği… Hem eskiden elektrik mi varmış.

Dikkat!
Bu son güncellemeyle sabah altı değil, gece üçte bile seve seve başlarız işe… Çünkü pahalılaştıkça hayat, ucuzluyor yaşam.   Ve sanırım bu güncelleme yapılırken tek hesaba katılmayan olgu “yoksulun artık gerçekten yok olduğu”…   

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.