8. Harika

Peru'nun kuzeyinde yer alan yüksek dağlarla çevrili bölgesi Cajamarca'nın Ichocán kentinde tarih 13 Eylül 1922 gösterdiğinde bir kız çocuğu dünyaya gelir. Doğduğunda ona “Zoila Augusta Emperatriz Chavarri del Castillo” adı verilir.

 O şöhretin doruğuna 1950‘li yıllarda bir müzik şirketinin yetenek avcısı tarafından keşfedilmesi, ardından adını değiştirmesi ve hiç reklam yapılmamasına rağmen “Voice of the Xtabay” albümünün 100.000’in üzerinde satmasıyla ulaştı.. Doğum tarihinden tutun da (bazıları 1921 bazıları 1929’a kadar arttırarak gitti) İnka İmparatoru Atahulalpa (ki annesinin kızlık soyadıdır) soyundan gelen prenses olduğuna dair çeşitli dedikodular ortaya atıldı. Lakaplarından biri de “İnka Prensesi”dir sırf bu yüzden..

Ama asıl beni kendine bağlayan ve kendimi onu dinlemekten alamadığım ve dinledikçe de sesinin arka bahçelerinde top oynadığım o muhteşem egzotik müziğine (İnka Kızılderililerine özgü yüzyıllar öncesine dayanan eski Peru müziği), 5 oktavlık sesine ve en önemlisi (ki bence en tanrısalı) tüm bunları yaparken hiçbir müzik eğitiminin olmaması.. Nota bilmediği bile söylenir ama o 5 albümle efsane olmuştur artık..

 Bir röportajında; İtalyan bir sopranonun “lütfen kendi müzik türüne geri dön, opera söylemeye devam edersen seninle rekabet edecek İtalyan soprano kalmayacak” dediğini de belirtir.. Burada bir parantez açarak (şarkılarını genelde eski Peru dilinde ve İspanyolca söyleyen o kız çocuğu İtalya turnesinde büyük bir cesaretle İtalyanca aryada söylemiş ve gösterdiği performanstan ötürü ayakta 20 dakika alkışlanmıştır)..

 1960 yılların başlarında 2 haftalık diye gitti Sovyetlere yoğun talep olması nedeniyle tam 6 ay kalır.. 86 yaşında hayata veda eden ama hiç ölmeyen o kız çocuğu; 13 yaşında müzik macerasına başlayan dünyanın 8. Harikası “Yma Sumac’dır..

 İyi dinlemeler..

Yma Sumac - Gopher Mambo

Yma Sumac

Beyaz Yalnızlıklar

  Beyaz yalnızlıklar yarattım kendime. Çekiverdim yüreğimin altındaki tabureyi... Oturup bir puro yaktım. Düşmesin diye ayaklarından sıkı sıkaya bağlanmış botlar gibi bağladım düşlerime, DEV sandığım her şeyi...

Gelmedin diye değil... Bekledim diye bunca acı... Ve akciğerlerimin karalar bağlanmasıyla dolan bu lanet olasıca duman, sanki ayrılığı oturtuyor bronşlarıma... Nefes alamaz haldeyim... Ne kadar öksürsem az... Yapışmış bir kanser hücresi gibi ciğerlerimde, ayrılık...

Ne radyolog, ne arkeolog bulup çıkarır içimde yankılanan ayak izlerini... Sırtımı yalnızlığa dayayarak çömelmiş vaziyette, dalda sallanan yaprak gibi soluk renklerle bakıyorum, uçuşan düşlerime... Puro bitiyor... –De ayrılıyor –vrimden... 


Gelmedin diye değil, bekledim diye bıraktığın o son bakışla, seppuku yaparak akıtıyorum seni içimden... Şimdi yükseliyor en güzel şiirlerim otopsörün ellerinde...

Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.