Sayfalar
Çakmaktaşı'ndan
Düş Böceği
Bıraktım kendimi bir gülün yaprağından.. İki yana açıp kollarımı merhaba diyordum yüzü çalınmış yere yahut yeri çalınmış yüze..
Anestezi almadan vuruyordum düşlere neşteri.. Denizyıldızlarından çalıp denizi, çadır kurdum kendime.. Kaçak yaşamlardan bir farkım yoktu.. Ne zaman gül dönse yüzünü ben kaçıyordum.. Kaç, kaç gelmelere eşdeğerdi. Umurumda değildi doğrusu.. Ben sadece gülün en yüksek yeri neresiyse oraya çıkıp iki yana açtım kollarımı. Şimdi bir uğur böceği bile yenebilir beni..
Rüzgâr hafifçe eserken ve yüreğim Charles’in soyadını verdiği Richter ölçeğinin de ölçemeyeceği frekansta sarsılırken, ne çok isterdim kanatlarını çalmayı o uğur böceğinin ama yaşam koca bir düş böceği; gül'üm..
HAYIR Demesini Bilmeli İnsan
Güzel tarafından bakınca ne kadar berbat bi'yanı olduğunu görüyordum hayatın..
Betonun altında ezilen; toprak.. Işığın ardındaki; karanlık..
Yüzsüz gölgeye sığınan; yüz mesela.. Hepsi ne kadar berbat.. Hepsi ne kadar, kap-kap-kapanın elinde kapital..
Biz eskiden bu kadar yoksul değildik.. Sokak hayvanlarıyla ekmeğimizi paylaşır, son yudum suyumuzu bi'çiçeğe bağışlardık.. Sevgileri bi'koşula bağlamaz, -li'li, -la'lı ekler takmazdık insani duygularımıza..
Yani demem o ki canım kardeşim; en azından berbat tarafından bakınca hayata güzel yanlarını görebilmek için HAYIR demesini bilmeli insan..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Popüler Yayınlar
-
Bir Türk Edebiyatı Klasiği… Birçok kitapsever tarafından okunan hatta bir kaç kere okunan ve başucu kitabı yapılan eserler arasında ...
-
- NOTALARIN GÖNLÜNE KONAN MELEK - O bir üstün yetenek… İki buçuk yaşında nota bilip piyano çalıyor… O Türkiye’ye bir armağan...
-
Kendi görüntüsüne âşık olan Narkissos değildim elbet… Bizim hikâyemiz Karaburun’da da geçmiyordu. Dali kadar olmasa da karizma konu...
-
çubuktan insanlardı tek çizebildiğim. gidince; on parmağımda on ressam on -larca kelime nasıl anlatırım seni ...
-
Hani acıma-sız derlerdi ya aşk için… Bugünlerde ne doğru, çok doğru hatta hayatta doğru düzgün duyduğum dos(t)doğru cümle bu oldu...
-
Hayat; nasıl da korsan ellerde basılmış şiir kitabı gibiydi... Ne kâğıdı kâğıt, ne hamuru hamur ne de ustası gerçekten ustaydı.....
-
Ben susuyordum… İşe yetişme telaşı belleğimde, bir de kitap okuyabilme derdi nasıl da sarmalıyordu sabahın o kör saatinde anlatamam… Ee...
-
Demek durum bundan ibaret… “Yanlış anlaşıldık” Tabi ki bu cümlede gizli salak bizler oluyoruz… Yani biz yanlış anlayacağız ki onlar...
-
Cemal Süreya’nın çok harika önsüzüyle karşılıyor okuyucuyu. Çeviri ise Ülkü Tamer’e ait. Ardından Andre Billy’in, Max Jacob’u anlattığı hayl...
-
Bir saniye bile bakmadan arkasına gitti... Hala gidiyor da... Parmak uçlarımda güneş sancıyorken, hayat nasıl bu kadar gri bir mono/tonluğu ...