Ben Aşık Olunca



Ben âşık olunca durdu sandım zaman

Bakıp bakıp saat kulesine kolundaki saatin doğruluğunu ölçtüm. Sanki mavi bakışlı rüzgâr sarhoşa yakın bir nağmeyle değip geçmişti yanağımdan sanırım ondan olsa gerek bunca şaşkınlık Bunca telaş Bunca acele Ve onca otobüs duraklarındaki camlara bakıp bakıp üstümü, saçımı başımı düzeltmem Ürkek, çekingen bir hal içerisinde sevgilinin yaklaşan ayak seslerini kalp atışlarımın ikiye katlaması da belki de sırf bu yüzden; aşkın tınısının çoktan ısıtmaya başlamış olması sol yanımı

Ben âşık olunca baharlar açar her yerde...

Sabahlar daha bir esmerleşir...  İmrenerek gülümser güneş  Daha yataktan kalkar kalkmaz onunla yıkarım tenimi aynaya bakınca o düşer yüzüme… Yüzüm sanki binlerce yıldır yağmasını beklediği yağmura kavuşmuş gibi oluverir ve bir yığın mutluluk içinde yolumu kaybederim… Nereye baksam o, çıkmaz sokaklar bile ona çıkar…

Ben âşık olunca kimliksiz bir sevinç kaplar tenimi... Çeker sorguya hayaller... Karanlık görünmez gözüme, geceler daha aydınlık

Aşk şarkıları artık daha başka gelir kulağıma Adının notalara dökülmüş hali öyle bir akar ki yanaklarımın deltasından, anlatamam Sustuğum her an, konuşmaya başlar gözlerim hem öyle böyle değil bayağı bildiğin geveze Nasıl anlatır bakışlarını, saatlerce... Nasıl anlatır gülüşlerini, bitmek bilmez Bildiğin gibi değil düşünmeye başlar başlamaz kaybolur kimliğim, ben dahi tanıyamam beni  Esmer ırmaklar çağırır, çırılçıplak yüzer düşlerim

Ben âşık olunca susmaz kirpiklerim… Rimel sürülmüş gibi kapkara ve dolgundur kelimelerim 

Hep aklıma hayatın en güzel anları takılır. Oysa daha önceleri yaşanan aşklardan dersini alan ben hiç sönmeyecek bir balona binmiş gibiydim, yine Yeniden Sonu hüsran olacakmış, ayrılık gene ayak oyunlarına başlayacakmış hiç umurumda değil Bir kere o yangın iliklerime kadar sardı ya beni artık kar etmem 

Ben…
Âşık…
Olunca…
Daha çok büyürüm…
Daha çok ücretsiz konser meydanlarına benzerim…  
Yıkanır ruhum… Yalnızlığa kalabalık, ayrılığa büyük lokma gelirim…


Gidenin Ardından Yağan Yağmur




 gittin…

ardında sarmaşık bakışlı baharı bırakarak
elim ayağım buz kesti.
sarı sıcak yaşlar ısıtırken içimi
her şey yoluna zamanla girer sandım
bir şey kalmadı ki zamana
göğüs göğüsse çarpıştım
ayrılıkla…
 
gittin…
ayak izlerin hâlâ tenimde
hangi el dokunsa
biraz daha boşluk …
biraz daha sonsuzluk…
sonunda,
her gece koynumda
yalnızlık…

gittin…
giderken bıraktığın dudak ıslaklığını
alıp götürmedi hiçbir yağmur,
hiç bir dudak öyle yağmadı ki!
sen kondukça yüreğim şaşkın bir kelebek
ürkek…
aklıma geldikçe,
hâlâ titrek…

gittin…
gidişinle sırılsıklam oldu bu şehir
gözlerim can simidi arar gibi
ararken seni
hiç bir filika böyle yırtmamıştı tenimi
baştan aşağı hüzünden yapılma,
güverteydim sanki
her dalgada biraz daha,
biraz daha sensizlik
çiğneyip içine alıyordu beni


Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.