mevsim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mevsim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hangi Yalnızlığın Mısrasıydık



Her mevsim hüzünbaz kuşlar göçer avuçlarıma... Seyyah olur parmaklarım , düşer gökyüzü ayak izlerinin bıraktığı çukurlara...
 

Sadece biz mi bu kadar yalnızdık... Yoksa Deniz'lere kara sevdalı, mor menekşeler de mi renklerinden sıyrılıp sarılırlardı darağaçlarına...

Biz bu kadar yalnız mıydık? Sokak lambaları bile gölgelerini kaldırımlara bağışladıkları halde ... Şimdi üşürken parmak uçlarımda romantik devrimcinin mısraları;
Sahi❗
Biz...
Niye...
Bu kadar...
Çoğul yalnızlığa...
Sevdalıydık...

GENÇLİĞİMSİN - Arkeolojik Dilde Buluntu -




Daha evvelde dedim sana sen bilmesen dahi benden habersiz yaşasan, hatta beni unutmuş olsan bile seni kocaman harflerle sakladım usumda…
Her şey değişmiş olabilir ama sen hâlâ gençliğim gibisin…
Seni unutabilmek ne mümkün…

Uzun uzun oturur konuşurduk üstümüzde okul kıyafetleri. Biz denize, saat kulesi bize dalardı. Kaydıraktan kayan çocuklar gibiydi zaman, ne çabuk da geçiyordu… Her yer tenhalaşır, sessizleşirdi. Bir tek senin sesin kulaklarımda kalır ve apansız şehir hatları vapurunun düdüğüyle dünyaya dönerdim.  Sonra ardı sıra kahkahalar yükselir, martılar daha bir esmerleşirdi.

Ne mümkün unutabilmek seni, gençliğimsin…

Delikanlılığa adım attığım zamanlarda yeşermişti, elinin hemen yanında elim. Titrek, ürkek, çıt desen ya da hemen çatarak kaşlarını dönüversen, kaçıverecek. Neyse ki korkulan olmamıştı. Hafif alaycı ve epeyce damıtılmış bir gülümsemeyle karşılandı elim kavrayınca elini… Ve kalbim ilk o zaman yüreğim oldu.
Her cümleyi özenle seçiyor hatta ütü yerlerinden katlayıp sana sunuyordum.  Aklım damıtıyor, yüreğimse aşkını katıyordu. Dudaklarım daha sen der demez titrek bir cam buğusuna dönüyordu.  Sen farkında değildin belki delikanlıydık ya serde…

Ne mümkün unutabilmek seni, gençliğim gibisin…

Ne mevsimler yaşadık seninle…  Ben en çok yağmurları, sense kitaplarını taşıttığın bahar akşamlarını severdin.  Hani yalnızlığına son vermek için tek kişilik şemsiyenin, altına inatla sığmaya çalışırdık ikimiz… Senin sol omuzun ıslanırken benim sol yanımda balıkçı takaları gezinirdi… Daha yakın daha ıslak olurduk birbirimize, sonra ne baharlar ne yazlar… Mevsimlere hep bir iz bırakıyorduk. Şimdiyse bıraktığımız izlerden hep yeniden, sen olmasan da bilmesen de ben hep yeniden doğuyordum.
 
Aradan yıllar geçmiş olabilir… Saymadım. Hiç sayılarla aram iyi olmadı zaten…  Hele konu yaşsa üçün beşin lafını etmeden hep en küçüğünü söyledim.  Büyümek bana göre değildi, zaten hiç büyümedik… Yüzümüze zamanın izleri, tenimize kuraklığı sinmiş olabilir. Dokunuşlarımız herhangi bir arkeolojik kazılarda buluntu adını da alabilir ama hep gençliğim ve gençliğin olarak kalacak yaşantımızın bir yanı…  

Ne mümkün unutabilmek seni; bakan her yüze müze camekânlarından yansırken yüzüm…


KARPUZ KABUĞUNDAYDI AŞK

Kaçtım…
Yorulmak bilmeden, sıcak yaz akşamlarının melankolik notaları arasından…  Çok düşündüm adam olur mu benden yahut âşık oldukça uzaklaşır mı insan adamlıktan diye… Hani olur ya daha bir çocuk, daha bir aklı havalarda olur muyum, oldum mu? İnsanı en çok da cevabını bilmediği sorular yorarmış ya hatta istediğin yere istediğin kadar hamaklar kur yine de bana mısın demez o uyku gelmek bilmez…  Aşk, bütün her şeyiyle tepeden tırnağa soyunmuş uzanırken gün batımına, uykusuz, sana hasret kaç gün devirdim, sayamadım. Hoş saysam ne çıkardı ki onlar sadece laf olsun diye yaşanmışlıklardı.

Kaçtım, gerçekten bir anlık dondurup bütün saatleri hiçbir şey düşünmeden hayalimin çılgın bir sanatçı ruhuna bürünmüş haliyle… Kaçıyorum derken hep kendimi senin sahnende buldum…
Bir dalga sesi duymaya göreyim. Hele de vakitlerden geceyse, yıldızlar karpuz kabuğuna binmiş sana doğru yüzüyorlarsa daha ne diyeyim.  Kaçıyorum bildiğimiz bütün mevsimlerden, bazen kaçmak bulmayla eş almalı oluyormuş ya yakıp yıkıyorduk bizde yazın bütün sıcaklığına rağmen kendi mevsimimizi tamamlıyorduk en nihayetinde ve hiçbir mevsimden alıntı yapmadan... Hafif ılıman, yanak bölgeleri yer yer dudak ıslaklığına kapılmış sağanak şeklinde...  Gözler, aşkla karışık buğulu… Dudaklar, dudaklarımız en çok da onlar nasibini alıyordu bu mevsimden…

Kaçtım… Kaçmanın gerçek anlamlısını yanıma alarak…
Yaşamak telaşını bir köşeye atıp paranın pulun geçmediği mevsimlere…  Ne işe yetişme derdi vardı sabahları ne de akşam eve geç kalmama telaşları. Her şeyi öylece bırakıp, aklımda sadece o üç harfle, kaçtım.

Ben en çok aşkın parmak uçlarına sızıp tenimde gezinmesiyle sarhoş olurdum. Sense cümlelerin arasında gezinen çiçek kokularını genzine çekerek kendinden geçerdin. Bir aşk fısıltısı yeterdi, bindirmek için yıldızları karpuz kabuğuna… Oysa biz haykırıyorduk…

Kaçtım…
Düşünmek istemediğim onca sorular peşimden koşarken, bilerek ve isteyerek düşündüğüm cevaplar merhem olmuyordu melankolik sancılara…
“Her yeni mevsim yeni aşklara mı gebeydi yoksa her aşk kendi mi doğururdu mevsimini…”

Ne desem az kalır… Kaçmanın karpuz kokulu mevsimini doldurup ciğerlerime var gücümle koştum. Yakalanmayayım istedim. Daha yirmi beşinci metrede sobelendim. Denizin tuzu tenimde, mavisi onun gözlerinde, Arnavut kaldırımlı sokakları acıta acıta yalınayak kumsala zor attım kendimi… Biliyordum kaçsam yanı başımdaydı, gitsem varmak istediğim yerde beni beklerdi.  Kaç… Kaç… Kaç-ma dercesine oynadığı çok oldu…

Aşk, o kadar yaramaz bense bir o kadar uslanmak bilmezdim… Her acıyı şifa niyetine içiyordum da ayrılığı, karpuz kabuğuna yıldızların yerine koyup denize bıraktığımıza dayanamıyordum. Hatta belki kötü bir rüyadır diye bütün bu yaşadıklarımız kaç gün üst üste gece gündüz demeden gittiğim çok oldu o sahile ama her seferinde aynı manzara… İnanmak istemiyordum, yığınla hayal kırıklığı biriktiriyordum.

Kaçtım her şeyden, her hayalden her düşten… Teselliler buldum kendime sonunda aşk kazanır ne olursa olsun kazanır diye…

Şimdi ve sonra ne zaman sarsa her yanı karpuz mevsimi, daha bir ürkek olur, çekilir kabuğuma izlerim başka acıların sahilden tuza doğru akan serüvenlerini…


Popüler Yayınlar

Yasal Uyarı

Yayınlanan yazılar ve şiirler özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan yazı ve şiirler aktif link verilerek kullanılabilir.